18:16 23 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Kuşadası Davutlar açıklarında batan mülteci botunda bulunan 22 Suriyeli göçmenden 11'i yaşamını yitirdi

    'Sığınmacı anlaşması Ege'den geçişleri önemli ölçüde azalttı'

    © Sputnik / Valeriy Melnikov
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    Hüseyin Hayatsever
    Türkiye ile Avrupa arasındaki gerilim sığınmacıları nasıl etkileyecek? (5)
    0 20

    Türkiye'deki sığınmacıların Yunanistan'a geçiş için kullandıkları İzmir'in Dikili sahili, Türkiye-AB arasındaki sığınmacı anlaşmasından bu yana oldukça azaldı. Dikili Belediye Başkanı Mustafa Tosun, sığınmacı anlaşmasının ardından geçişlerin öznemli oranda kesildiğini aktardı. NATO gemilerinin Ege'deki varlığının geçişleri azalttığı vurgulandı.

    Türkiye'nin son dönemde AB ülkeleri ile yaşadığı gerginlikler sonrası hükümetin yaptığı açıklamalar, Türkiye'nin AB'ye karşı sığınmacı kozunu kullanabileceği yorumlarına yol açıyor.

    Geçtiğimiz ay Türk bakanların referandum kampanyası yapmalarına izin verilmemesinin ardından Almanya ve Hollanda ile yaşanan diplomatik kriz sonrası da Türkiye ile AB arasındaki sığınmacı anlaşması tekrar gündeme gelmiş, AB Bakanı Ömer Çelik, AB'nin sığınmacı anlaşması konusunda verdiği sözleri tutmadığını belirterek "Türkiye'nin bu anlaşmayı gözden geçirilmesinin zamanı gelmiştir" demişti.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise Avrupa ülkelerine "Avrupa'ya her ay 15 bin mülteciyi gönderelim de aklınız bir şaşırsın" diye seslenmişti. Bu açıklamalara karşılık muhalefet partileri "Sığınmacılar siyasi pazarlık konusu edilmemeli" mesajını vermişti.

    Türkiye'deki sığınmacıların yoğun olarak siyasetin gündeminde yer aldığı ortamda Sputnik, Türkiye'de büyük şehirlerde yaşayan sığınmacıların durumunu, sığınmacı anlaşması öncesi yoğun olarak kullanılan geçiş güzergahlarını gözlemledi. Türkiye'deki sığınmacılar, daha önce sığınmacıların geçişine tanık olanlar ve sığınmacılara yardım için çalışan sivil toplum örgütleriyle görüşerek bir yazı dizisi hazırladı.

    'KIYILAR ZATEN KAMPLAR İÇİN DOĞRU YER DEĞİLDİ'

    Türkiye ile AB arasında 18 Mart 2016'da imzalanan sığınmacı anlaşması öncesi günde yaklaşık 2 bin 500 sığınmacı deniz yoluyla Türkiye'den Yunanistan'a geçiyordu. Sığınmacı geçişi sayısının, anlaşmanın ardından günde 100'ün altına kadar düştüğü belirtiliyor. Bu geçişler yoğunlukla Dikili, Foça, Karaburun, Çeşme, Kuşadası gibi İzmir çevresindeki Yunan adalarına yakın sahil ilçelerinden gerçekleşiyor.

    İzmir'in Dikili ilçesi, AB ile imzalanan sığınmacı anlaşması sonrası Türkiye'ye iade edilecek sığınmacılar için 'Geri Kabul Merkezi' olacağı haberleriyle gündeme gelmişti. İlçede kurulacağı söylenen Geri Gönderme Merkezi'ne karşı protestolar düzenlenmiş, daha sonra Dikili'ye Geri Gönderme Merkezi yapılmayacağı açıklanmıştı.

    Durumu yerinde gözlemlemek üzere sığınmacı anlaşması öncesi yoğun bir şekilde Yunanistan'ın Midilli adasına geçişlerin olduğu Dikili ilçesine gidiyoruz. Dikili'de ilk olarak görüştüğümüz Belediye Başkanı Mustafa Tosun, ilçeye Geri Gönderme Merkezi yapılmasına neden karşı çıktıklarını "Biz mültecilere karşı olduğumuz için değil, burada hastanelerimiz yetersiz, okul yetersiz, çocuklar için yeterli yaşam alanı yok. Onun dışında iş imkanı yok, bu gerekçelerle yapılmasını istemedik. Daha sonra İçişleri Bakanı 'Kıyılarda kamp yapmayacağız' diye bir açıklama yaptı. Kıyılar zaten doğru yer değildi, o noktada mutlu olduk" sözleriyle açıklıyor.

    Dikili Belediye Başkanı Mustafa Tosun
    © Sputnik / Valeriy Melnikov
    Dikili Belediye Başkanı Mustafa Tosun

    'EGE DENİZİ'NDE BEKLEYEN NATO GEMİSİ SAHİL GÜVENLİK'İ UYARIYOR'

    Belediye olarak ellerinden geldiğince sığınmacılara yardımcı olduklarını, yasadışı yollarla Midilli'ye geçmeye çalışırken yakalanan sığınhmacıların İzmir'e gönderilmeden önce ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştıklarını anlatan Tosun, "Tabii ki kış olduğunda giysi ihtiyaçlarını, varsa battaniye ihtiyaçlarını karşıladık. Bebek varsa süt götürdük, gıda ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştık. Zaten insanları o durumda görünce kim olursa olsun bu yardımlar yapılır, biz de bunları yapmaya çalıştık" diyor.

    AB ile Türkiye'nin imzaladığı sığınmacı anlaşması öncesi Dikili'den Midilli'ye yoğun mülteci geçişi yaşandığını, günlük 3 bin sayısını gördüklerini aktaran Tosun, anlaşmanın yürürlüğe girdiği Mart 2016'dan bu yana geçiş sayılarının çok azaldığını ifade ediyor.

    "Tabii günlük kaç kişinin karşıya geçebildiğini bilmek zor. Fakat son zamanlarda azaldı. Ege Denizi'nde bekleyen NATO gemisi Sahil Güvenlik'i uyarıyor, denize açılmaya çalışanlar böylece yakalanıyor" diyen Tosun, son günlerde Suriyeli değil daha çok Afrikalı göçmenlerin Dikili'den Midilli'ye geçmeye çalışırken yakalandıklarını aktarıyor.

    'MÜLTECİLER AVRUPA'YI UMUT OLARAK GÖRDÜKÇE GİTMEYE ÇALIŞACAKTIR'

    Hükümetten gelen "Sığınmacı anlaşmasını gözden geçirebiliriz" açıklamalarının sığınmacılar üzerinde etkisi olabileceğini de vurgulayan Tosun, "Hükümet yetkilileri bu söylemi kullandığında birileri de cesaret alır" diyor. Tosun, tekrar bir sığınmacı akınından kaygı duyup duymadığını sorduğumuzda ise şöyle konuşuyor:
    "Kaygıdan öte üzülüyorsunuz. Kıyılarınızda cansız çocuk bedenlerini görüyorsunuz bu kaçışlar sırasında. İnsan ölümlerini görüyorsunuz, bunlar çok üzücü. Ama ben hep şunu söyledim; bu mülteciler umut olarak Avrupa'yı gördüğü müddetçe buldukları her fırsatta gitmeye çalışacaktır. Bir insanın en değerli varlığı çocuklarıyken, çocuklarının ölüm riskini göze alıp yola çıkıyorlar, o denizi aşmaya çalışıyorlar. En değerli varlığını kaybetme riskini göze alan biri ona yine devam edecektir. Çünkü Avrupa'yı bir umut olarak görüyorlar."

    Dikili Belediye Başkanı ile görüşmemizin ardından Dikili Limanı'na gidiyoruz. Limanda görüşmek istediğimiz, şahit olduğu olayları anlatmasını istediğimiz kaptanların çoğu bizimle konuşmak istemiyor.

    İsmini vermek istemeyen bir kaptan ise mültecilerle ilgili haber yapan gazeteciler olduğumuzu öğrenince bize 2 yıl önce yaşadığı bir olayı anlatıyor:
    "Bu mülteci işi benim çok canımı yaktı. Benim limana getirdiğim bir tekne o gece göçmen kaçakçılığında kullanılmış diye beni tutukladılar. Benim hiçbir şeyden haberim yok. Tekne sahibi bana 'Tekneyi limana getir' dedi, ben getirdim, sonra gittim yattım. O gece göçmen götürmüşler o tekneyle. Tekneyi limana sen getirdin diye beni tutukladılar, ilk duruşmaya çıkana kadar 4 ay tutuklu kaldım yok yere, ne anlatayım ben size?"

    'HER GECE EN AZ 10 TANE GÖÇMEN BOTU GÖRÜYORDUK AMA ŞİMDİ GEÇİŞLER DURDU'

    Görüştüğümüz kaptanlar Dikili'den Midilli'ye sığınmacı geçişinin özellikle 2015 yazında patlak verdiğini, sığınmacı anlaşması öncesinde yaz aylarında neredeyse her gece sığınmacı botlarıyla karşılaştıklarını anlatıyor.

    "Neredeyse denizde doğmuşum, doğduğumdan beri balıkçılık yapıyorum" diyen Dikilili 54 yaşındaki kaptan Ergun Duman, "Biz gece denize çıkıyoruz. O zamanlarda her gece en az 10 tane göçmen botu görüyorduk. Hatta botlara binerken başlarındaki insanların sayım yaptıklarını bile duyuyorduk" diyor.

    Dikilili kaptan Ergun Duman
    © Sputnik / Valeriy Melnikov
    Dikilili kaptan Ergun Duman

    Türkiye ile AB arasındaki sığınmacı anlaşmasının ardından NATO gemileri de Ege Denizi'nde yasadışı geçişleri önlemek için devriye geziyor. Kaptan Ergun Duman, NATO gemileri geldiğinden bu yana sığınmacı geçişlerinin neredeyse durduğunu, son zamanlarda sığınmacı botu görmediklerini, son olarak Dikili'den Midilli'ye geçmeye çalışan Afrikalı ve Afgan göçmenlerin yakalandığını duyduklarını aktarıyor.

    Kaptanlar, sığınmacı geçişleri sırasında acı olaylara da şahit olduklarını, batan bot olduğunda Sahil Güvenlik kuvvetleri gelene kadar insanları kurtarmaya çalıştıklarını anlatıyor. Kaptan Adnan Oğuz, birçok kaptanın batan botlardan insanları kurtardıklarını ve Sahil Güvenlik gelene kadar kendilerine yardımcı olduklarını belirtiyor.

    Dikilili kaptan Adnan Oğuz
    © Sputnik / Valeriy Melnikov
    Dikilili kaptan Adnan Oğuz

    Dikili'nin 45 kilometrelik sahil şeridi bulunuyor ve birçok noktadan sığınmacıların denize açıldıkları belirtiliyor. Dikili Pisa Plajı da Midilli'ye en yakın noktalardan biri.

    Pisa Plajı'na gittiğimizde denize açıldığını tahmin ettiğimiz sığınmacıların plaja bıraktığı giysilerle, can yeleği, can simidi ve pompa ambalajlarıyla karşılaşıyoruz. Yine sığınmacıların Midilli'ye açılmak için sıklıkla kullandığı Bademli Ilıca Plajı'na vardığımızda ise kıyıda patlak bir lastik bot görüyoruz.

    • Dikili plajlarında sığınmacıların geride bıraktığı giysiler, eşyalar, can yelekleri, pompa ambalajları ve patlak lastik botlar bulunuyor
      Dikili plajlarında sığınmacıların geride bıraktığı giysiler, eşyalar, can yelekleri, pompa ambalajları ve patlak lastik botlar bulunuyor
      © Sputnik / Valeriy Melnikov
    • Dikili plajlarında sığınmacıların geride bıraktığı giysiler, eşyalar, can yelekleri, pompa ambalajları ve patlak lastik botlar bulunuyor
      Dikili plajlarında sığınmacıların geride bıraktığı giysiler, eşyalar, can yelekleri, pompa ambalajları ve patlak lastik botlar bulunuyor
      © Sputnik / Valeriy Melnikov
    • Dikili plajlarında sığınmacıların geride bıraktığı giysiler, eşyalar, can yelekleri, pompa ambalajları ve patlak lastik botlar bulunuyor
      Dikili plajlarında sığınmacıların geride bıraktığı giysiler, eşyalar, can yelekleri, pompa ambalajları ve patlak lastik botlar bulunuyor
      © Sputnik / Valeriy Melnikov
    1 / 3
    © Sputnik / Valeriy Melnikov
    Dikili plajlarında sığınmacıların geride bıraktığı giysiler, eşyalar, can yelekleri, pompa ambalajları ve patlak lastik botlar bulunuyor

    Dikili'den ayrılmak üzereyken Aydın'ın Kuşadası ilçesi açıklarında sığınmacıları taşıyan bir botun battığı haberini alıyoruz. Dikili'den ayrılıp Kuşadası'na vardığımızda ise 22 kişinin bulunduğu bottaki 11 kişinin yaşamını yitirdiğini öğreniyoruz. Sağ kurtulanlar Kuşadası Davutlar sahiline çıkartıldıktan sonra başka birinin de denizde olma ihtimaline karşılık arama çalışmaları uzun süre devam ediyor.

    KİMSESİZLER MEZARLIĞINDA 175 MÜLTECİ

    Sığınmacıların Avrupa umudunun başlangıç noktası olan Ege'de çok sayıda sığınmacı da yaptıkları tehlikeli yolculuklar sırasında yaşamını yitiriyor.

    Türkiye ile AB arasında Mart 2016'da imzalanan sığınmacı anlaşmasından önce 2015 yılında 3 bin 760 mültecinin yaşamını yitirdiği kayda geçmişti.

    2 Eylül 2015'te ailesiyle birlikte Bodrum'dan Yunanistan'ın İstanköy (Kos) adasına geçmeye çalışırken bulundukları botun batmasıyla yaşamını yitiren 3 yaşındaki Alan Kurdi'nin kıyıya vuran cansız bedeninin fotoğrafı tüm dünyada infial yaratmıştı.

    Avrupa'ya çıktıkları umut yolculukları Ege'de son bulan çoğu kimliği belirsiz 175 sığınmacının mezarı da İzmir'in Bayraklı İlçesi'ndeki Doğançay Mezarlığı'nda bulunuyor. Doğançay Mezarlığı'nın kimsesizler için ayrılan 412 nolu adasına gittiğimizde çoğunun mezar taşında isim yerine numara bulunan mezarlarla karşılaşıyoruz.

    İzmir Doğançay Mezarlığı'nın kimsesizler için ayrılan bölümünde bir 'Mülteci Mezarlığı' bulunuyor
    © Sputnik / Valeriy Melnikov
    İzmir Doğançay Mezarlığı'nın kimsesizler için ayrılan bölümünde bir 'Mülteci Mezarlığı' bulunuyor

    Adli Tıp Kurumu'nda 15 gün bekletildikten sonra sahip çıkan olmayınca Doğançay Mezarlığı'na getirilen, çoğu zaman cemaatsiz gömülen cenazeler.

    Bu 'mülteci mezarlığı'nın en ucunda birinin üzerinde 'Afganistanlı Diana Nazari' diğerinin de üzerinde de "Afganistanlı Meryem Ahmedi" yazan 4 ve 8 yaşlarında çocuk mezarlarını görüyoruz.

    İzmir Doğançay Mezarlığı'nın kimsesizler için ayrılan bölümünde bir 'Mülteci Mezarlığı' bulunuyor
    © Sputnik / Valeriy Melnikov
    İzmir Doğançay Mezarlığı'nın kimsesizler için ayrılan bölümünde bir 'Mülteci Mezarlığı' bulunuyor

    'KEŞKE BU ACILAR YAŞANMASA'

    İzmir Mezarlıklar Müdürlüğü Doğançay Mezarlığı Bölge Sorumlusu Umur Sevinç'in verdiği bilgiye göre kimsesizler mezarlığında 76 yetişkin erkek, 43 yetişkin kadın, 30 erkek çocuk, 25 kız çocuk olmak üzere toplam 175 mezar bulunuyor.

    İzmir Doğançay Mezarlığı'nın kimsesizler için ayrılan bölümünde bir 'Mülteci Mezarlığı' bulunuyor
    © Sputnik / Valeriy Melnikov
    İzmir Doğançay Mezarlığı'nın kimsesizler için ayrılan bölümünde bir 'Mülteci Mezarlığı' bulunuyor

    Yunanistan'a geçmeye çalışırken Ege Denizi'nde boğularak can veren sığınmacılara ait olan mezarların çoğunun kimliği bilinmiyor, bu nedenle de üzerlerinde sadece numara yer alıyor. Sevinç, tüm mezar sahiplerinin DNA kayıtlarının tutulduğunu, daha sonra akrabalarının çıkması durumunda DNA testiyle cenazelerini bulabileceklerini anlatıyor. Sevinç, son bir yıldır mülteci bölümüne getirilen cenaze sayısının azaldığı bilgisini de verirken "Keşke bu hiç yaşanmasa acılar yaşanmasa" diyor.

     

    YARIN: İstanbul'daki Suriyeliler ne düşünüyor? Gitmek isteyenler neden gitmek istiyor, kalmak isteyenler yeni hayatlarını nasıl kuruyor? İstanbul'daki Suriyeliler anlatıyor.

     

    Konu:
    Türkiye ile Avrupa arasındaki gerilim sığınmacıları nasıl etkileyecek? (5)

    İlgili konular:

    AP: Türkiye'yle yapılan sığınmacı anlaşması başka ülkelere model oluşturmasın
    Avrupa'ya yeni sığınmacı tsunamisi: Makedonya sınırlarını açacak mı?
    Merkel: Türkiye'yi eleştirsek de, 3 milyon sığınmacı için çok şey yaptı
    Etiketler:
    Türkiye-AB sığınmacı mutabakatı, sığınmacı, mezarlık, Umur Sevinç, Adnan Oğuz, Ergun Duman, Mustafa Tosun, Ömer Çelik, Dikili, Ege Denizi, Avrupa, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın