00:59 13 Aralık 2017
Ankara+ 1°C
İstanbul+ 14°C
Canlı Yayın
    Soçi'de üçlü zirve

    'Soçi zirvesi, Suriye’de çözüm için çok önemli bir adım’

    © AA/ Kayhan Özer
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    Hüseyin Hayatsever
    0 11

    Rusya, Türkiye ve İran'ın Suriye gündemiyle Soçi'de gerçekleştirdiği liderler zirvesini yorumlayan siyasi parti temsilcileri, zirvenin Suriye'de altı yıldır süren savaşın sonlandırılmasında önemli bir rol oynayabileceği görüşünde birleşti.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ev sahipliğinde Türk ve İranlı mevkidaşları Recep Tayyip Erdoğan ve Hasan Ruhani'nin katılımıyla Suriye gündemiyle gerçekleştirilen üçlü liderler zirvesinin ardından yapılan açıklamada Suriye'deki durumun yeni bir evreye geçtiği ve Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nin toplanacağı duyuruldu.

    Putin kongrede yeni anayasa ve seçimlerin masaya yatırılacağını açıklarken, yaptıkları görüşmede ülkedeki dış ve iç muhalefetinin kongreye davet edilmesi konusunda anlaşma sağladıklarını kaydetti. Ruhani de Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nde bütün partilerin birleşeceğini söyledi ve Suriye'nin geleceğinde güvenli bir seçimin olmasını dilediğini söyledi. Erdoğan da mutabık kalınan kongre ile ilgili olarak "Bu çabanın başarısı başta rejim ve muhalefet olmak üzere tarafların tutumuna bağlıdır" ifadesini kullandı. Erdoğan, kongrede yer bulup bulmayacağı henüz belli olmayan PYD ile ilgili olarak da "Suriye'nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğü ile ülkemizin milli güvenliğine kasteden terörist unsurların süreçten dışlanması, Türkiye olarak önceliklerimiz arasında yer almaya devam edecektir" dedi.

    'BÖLGEDE YAŞANAN KAOSUN SONA ERDİRİLİP HUZURUN SAĞLANMASI AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ BİR GELİŞME'

    Üçlü zirveyi ve zirveden çıkan kararları Sputnik'e değerlendiren Türk-Rus Toplumsal Forumu Eşbaşkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Berat Çonkar, "Biz başından beri bu konuda bölgesel işbirliği ile güvenliğin tesisi konusunda netice alınabileceğini söylemiştik. Bu çerçevede Rusya, İran ve Türkiye'nin aynı hedefler doğrultusunda; Suriye'nin toprak bütünlüğü, terör örgütleriyle mücadele edilmesi ve Suriye'nin siyasi bir süreçle halkın iradesine dayalı siyasi bir modelle yönetilmesi başlıklarında ortak bir görüş oluşturmaları ve bu doğrultuda somut adımlar atmalarıyla olumlu bir noktaya doğru gidiyoruz. Bu, bölgemiz açısından, bölgemizde yaşanan kaosların sona erdirilip huzurun, refahın sağlanması açısından çok önemli bir gelişmedir" dedi.

    Suriye meselesiyle ilgili tüm devletlerin bu sürece sahip çıkması gerektiğini ifade eden Çonkar, "Kanı, gözyaşını, acıları dindirecek; teröre ve daha fazla göçmen akımına sebep olan bu krizin bir an önce sonuçlandırılması yolunda herkesin katkı sağlaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu üç ülkenin yapmış olduğu bu girişim çok önemli ve çok değerlidir. Neticeyi buradan elde edebileceğimiz görülüyor. Diğer muhatapların da bu sürece sahip çıkmaları ve destek vermeleri çok önemli" diye konuştu.

    'TÜM SİYASİ GRUPLARIN KENDİLERİNİ AİT HİSSEDECEKLERİ ANAYASAL UZLAŞMA SÜRECİ İŞLEMELİ'

    Çonkar, Türkiye'nin, Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'ne PYD'nin katılmasına karşı olduğunu anımsatarak "Bizim bölge devletleri olarak gayet sorumlu, aklı başında, net ilkelerle hareket etmemiz gerekiyor. Terör örgütlerine kesinlikle bu bölgede meşruiyet sağlanamaz. Terör örgütü, terör örgütüdür; bunların yapıları bellidir. Hiçbir siyasi süreçte bunlar meşru bir muhatap olarak görülemez. Bu, Rusya, İran, Türkiye gibi yüzlerce yıllık devlet geleneği olan, tarihi derinlikleri olan devletlerin en temel uzlaşma alanı olmalıdır ve öyle olduğu görülüyor. Bu çerçevede Suriye'de toprak bütünlüğü temelinde tüm siyasi grupların farklı kanatlarının kendilerini ait hissedebileceği bir anayasal uzlaşma süreci üzerinden siyasi bir çözümün gerçekleşme sürecine girdiğimizi görüyoruz. Bu ilkeler temelinde uzlaşıldığında sorun kalmayacağını düşünüyoruz" dedi.

    'AKP ESAD'SIZ ÇÖZÜM DİYORDU AMA ESAD'LI BİR ÇÖZÜM OLACAĞI AÇIK'

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz da Sputnik'e yaptığı açıklamada CHP'nin Suriye'de savaşı durdurabilecek her türlü diplomatik ve yapıcı adımı desteklediğini vurgulayarak "Suriye'de sorun başladığından bu yana tarafların pozisyonu bir hayli değişti. Bu değişimin en bariz örneği de AKP'nin tutumu oldu. Sorun başladığında rejim değişikliği hevesiyle ABD'nin yanında yer aldı, daha sonra ABD'nin AKP'yi yarı yolda bırakması nedeniyle bu defa Rusya'nın yanında konumlanmaya çalıştı. AKP ‘Esad'sız bir çözüm' diyordu, ama Suriye'de artık fiili olarak şu açıkça ortaya çıkıyor; Esad'lı bir çözüm, en azından bir süreliğine Esad'lı bir çözüm olacağı açık" dedi.

    'CENEVRE'DE TÜRKİYE, RUSYA VE İRAN'IN KARŞISINDA ABD OLACAK'

    Yılmaz, bundan sonraki süreçte çözüm için zorlu başlıkların bulunduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

    "Bundan sonra Anayasa'nın yazımı, nasıl bir devlet ortaya çıkacak, bu devlet üniter mi, federal mi olacak? Elbette toprak bütünlüğü olması gerekiyor. Ayrıca seçimler nasıl yapılacak, kimin etkin gözetiminde olacak; daha sonra iç uzlaşma ve barış süreci nasıl şekillenecek; altı yıl savaş yaşandı, muhalifler ve diğer bütün kesimler için af olacak mı? Ayrıca Suriye'nin yeniden yapılandırılması için 1 trilyon dolarlık kaynak ihtiyacından söz ediliyor, bu yeniden yapılandırma konusunda uluslararası toplumun katkısı ne kadar olacak; bütün bunlar sadece Astana ve Soçi'de yapılan görüşmelerle sağlanamayacak. Çünkü ABD bu işin içinde şu anda doğrudan bulunmuyor, onun da işin içinde olduğu Cenevre sürecinin bu işte bir yol alınıp alınmayacağını ortaya koyacak. Ve Rusya, Türkiye ve İran da aralarındaki bu irtibattan sonra Cenevre'de masaya oturduklarında karşılarında ABD'yi ve onu destekleyen diğer ülkeleri bulacaklar. Orada da bir uyum gerekiyor. Eğer bu uyum sağlanabilirse Suriye'de siyasi bir çözüm gerçekleştirilebilir."

    'TÜRKİYE'NİN HASSASİYETLERİ DİKKATE ALINMALI'

    Türkiye'nin Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'ne PYD'nin katılmasına karşı çıkmasıyla ilgili de konuşan Yılmaz, "Suriye'de PYD şu anda PKK'yla tamamen içli dışlı olmuş durumda. Bu da artık çok açıkça her şekilde görülüyor. Türkiye'nin bu konuda tabii ki hassasiyetleri olmak zorunda. Umuyoruz Türkiye'nin hassasiyetleri dikkate alınarak bir yol alınmaya çalışılır, bu konu önemli tabii ki" dedi.

    'SÖYLEM OLARAK ESAD KARŞITLIĞI SÜRÜYOR ANCAK FİİLİ OLARAK GERÇEK KABUL EDİLMİŞ DURUMDA'

    Yılmaz, hükümetin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'la ilgili ‘ideolojik bir saplantısı' olduğunu dile getiren Yılmaz, "Benim açık bir çağrım vardı; AKP yöneticilerine ‘Gelin bu işi Ankara'da çözün, çünkü siz bu savaşın başlamasında maalesef en öncü aktördünüz. Şimdi bu çatışmayı bitirmek için gelin siz öncülük edin, Esad'ın ekibiyle muhalifleri buluşturun, bu toplantı da diğer toplantıları desteklesin' demiştim. Ama görüyoruz ki ideolojik bir saplantı var, bir takıntı var. Bu takıntı kağıt üzerinde devam ediyor ama sahada Soçi'de ve Astana'da görüldüğü gibi bir şekilde fiili olarak gerçek kabul edilmiş durumda. Biz şahsen bu karşı gelişin bir sonuç alabileceğini düşünmüyoruz, alamadığı da ortada" diye konuştu.

    'ASTANA İLE BAŞLAYAN DİYALOGUN SOÇİ'DE SÜRDÜRÜLMESİ OLUMLU'

    Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Bitmez de Soçi'deki zirveyi Sputnik'e değerlendirirken "Gerek Suriye'deki gelişmeler açısından olsun, gerek Türkiye'nin içinde bulunduğu Ortadoğu bölgesindeki karışıklıkların durulması adına olsun Astana süreciyle başlayan bu diyalogların Soçi'deki zirveyle devam ettirilmesini olumlu görüyoruz. Gecikmiş olmasına rağmen yaşanmış olanların yaşanmamasının temin edilme fırsatı varken bu fırsatların kaçırılmış olmasına rağmen bugün gelinen noktada bu adımların atılmış olması doğru ve gereklidir. Gerek Suriye'nin toprak bütünlüğü, gerekse bölgedeki terör örgütlerinin yok edilmesi ve üzerlerine gidilmesi hususunda atılan ortak adımların sonuç verdiği görülüyor; bu yönüyle sevindirici. Elbette Türkiye'nin İran ve Rusya ile bu adımları atmış olması da bizleri sevindiriyor. İnşallah önümüzdeki süreçte hem bölgenin istikrarı, hem de yaşanan ya da yaşanacak olan sorunların ülkemizi daha az etkilemesini temin etmek için Türkiye'nin bu süreç içinde daha etkin olarak bu zirvelere iştiraki faydalı olacaktır diye düşünüyoruz" dedi.

    Bitmez, Türkiye'nin "Esad gitmeli" politikasından vazgeçmesi gerektiğini de ifade ederek "Bugün masada şu olsun, bu olsun demekten ziyade akan kanı nasıl durdururuz, problemin önümüzdeki süreçte gerek Suriye, gerek Türkiye gerekse diğer komşu ülkelerin toprak bütünlüklerinin zarar görmeyeceği şekilde, çözümleri ülkelerin kendi içinde temin etmek kaydıyla nasıl sonuca ulaşılır, bunun konuşulması gerekir. Külfeti dağıtmak açısından da Türkiye'nin masada bu olmasın yaklaşımından daha ziyade mevcut sorunu nasıl çözeriz konusunu düşünerek adım atması, olaylara bu noktadan bakması gerekiyor" diye konuştu.

    Bitmez, Türkiye'nin PYD konusundaki politikasına ise destek vererek "Hükümetin PYD konusundaki tavrı makuldür. Çünkü bölgede terör örgütlerinin peyda olmasına sebep olan ABD, El Kaide, IŞİD gibi diğer örgütleri nasıl resmi olmasa bile ortaya çıkardıysa bölgede aleni olarak PYD'yi desteklediğini, IŞİD'le mücadele bittikten sonra ABD'nin PYD'ye desteğinin bitmeyeceğini ve Amerikan askerlerinin bölgeden çekilmeyeceğini açıkça söylüyorlar. Bu açıdan PYD hususundaki hassasiyet makuldür, bu hassasiyetin devam etmesinde fayda var" ifadelerini kullandı.

    'SÜREÇ CENEVRE'DEN ASYA'YA KAYIYOR'

    Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yunus Soner de Sputnik'e yaptığı açıklamada zirvenin gerçekleşmesini büyük bir başarı olarak değerlendirdiklerini ifade ederek "Bu zirve, bölge ülkelerinin Suriye krizine ortak çözüm bulma yönündeki girişimlerinin önemli bir adımını oluşturdu. Bölge ülkeleri arasında özellikle Rusya, İran ve Türkiye arasındaki ittifakın derinleştirilmesini son derece olumlu karşılıyoruz. Suriye'yi temsil eden güçlerin Soçi'de toplanacak olmasını da çok olumlu karşılıyoruz. Böyle bir Ulusal Suriye Kongresi'nin Soçi'de düzenlenecek olması, aynı zamanda sürecin daha çok Cenevre'den Asya'ya kayması anlamı taşıyor. Burada ABD'nin etkisi, bir nebze daha da azalmış oluyor; bu toplantının Soçi'de yaplmasının önerilmesi bu açıdan da çok önemli. Tabii bu çizginin sürdürülmesi gerekiyor; bu çizginin sürdürülmesi, ABD'nin bölgeden daha da dışlanmasıdır" dedi.

    'PYD'NİN ULUSAL KONGREYE KATILMASI DEMEK, ABD'NİN KATILMASI DEMEK OLUR'

    Suriye'de ABD ile bağlantısı olan tüm unsurların bu sürecin dışında tutulması gerektiğini ifade eden Soner, "Yaygın olarak tartışılan örneğin PYD'nin böyle bir kongreye katılması demek, ABD'nin kongreye katılması demek olacak. Çünkü PYD, gücünü Amerikan silahına, parasına, eğitimine ve askerine borçlu olan bir güç. Dolayısıyla bu konu zaten tartışılıyor, önümüzdeki dönemde de tartışılacak. Fakat bizim beklentimiz; Suriye krizinin çözümü Asyalaştıkça bu tür Amerikancı unsurların daha da çok dışlanması. Aksi takdirde ABD, taşeron örgütleriyle aramıza girmiş olacak" dedi.

    PYD'nin şimdiden Türkiye-Rusya ve Türkiye-İran arasında gerginliklere yol açtığını dile getiren Soner, "Şam'da da bu Amerikan taşeronuna yönelik ciddi bir rahatsızlık var. PYD'nin dışlanması, ABD'nin dışlanması demek olacaktır, bu, bölge ülkelerinin ittifakının önünü daha da açacak, bunun gerçekleşeceğinden hiçbir şüphemiz yok" diye konuştu.

    "PYD'yi Amerikan kontrolünden kurtarmayı çok gerçekçi bulmuyoruz" diyen Soner, "PYD, ABD'den yoğun bir şekilde askeri teçhizat elde eden, ciddi ödenekler alan; en son ABD Savunma Bakanlığı bütçesinde yanılmıyorsam 200 milyon dolarlık bir ödenek bir yıl için öngörüldü. Aynı zamanda üç yıldır ABD'den yerel yönetim eğitimleri alan bir örgüt. Dolayısıyla PYD'yi Amerikan kontrolünden çıkartmak bizim açımızdan çok gerçekçi bir perspektif değil. Tersine, bu gerekçeyle ABD, Soçi'deki toplantıya da sızmış olacak ve orada ABD'nin sözcülüğünü üstlenmiş olacak. Bu da hem bölge ittifakı için bir dinamit anlamına gelir; hem de Suriye'nin geleceğinde iç kargaşanın sürmesi anlamına gelir" ifadelerini kullandı.

    'TÜRKİYE ESAD KARŞITLIĞINDAN VAZGEÇECEKTİR'

    Soner, Türkiye'nin Esad karşıtlığını sürdürmesinin mümkün olmadığını da ifade ederek "Zaten Esad karşıtlığı, Türkiye'nin milli çıkarlarına son derece ters bir yaklaşım idi. Bu Esad karşıtlığının temelinde yine zamanında Davutoğlu'nun Amerikancı politikalarının yattığını biliyoruz. Aynı tutumla Rus uçağı da düşürülmüştü zamanında. Ancak Türkiye'nin milli çıkarları, bu tutumun sürdürülemez olduğunu bizzat hükümete de gösteriyor. Dolayısıyla Türkiye de Esad karşıtlığından, Esad hükümetini pazarlık konusu yapmaktan ağır adımlarla da olsa vazgeçecektir. Bu, sürdürülemez bir tutum, bu konuda da şüphemiz yok" dedi.

    İlgili konular:

    Suriye: Soçi’deki Üçlü Zirve’nin ortak bildirisini memnuniyetle karşılıyoruz
    Çavuşoğlu Soçi’de Rus kültürü bilgisini sergiledi
    Etiketler:
    üçlü zirve, Suriye Ulusal Diyalog Kongresi, Yunus Soner, Hasan Bitmez, Öztürk Yılmaz, Berat Çonkar, Rusya, Soçi, Suriye, İran, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın