22:53 24 Haziran 2021
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 1249
    Abone ol

    Yeni Şafak gazetesi yazarı İsmail Kılıçarslan, Sedat Peker'in iddialarına ilişkin, "Asıl, temel, en geriden sormamız gereken soru şudur: İddia edildiği gibi Türkiye, Nusra’ya silah vermiş olsa, bu kimi, niçin üzerdi?" ifadelerini kullandı.

    Yeni Şafak gazetesi yazarı İsmail Kılıçarslan, hakkında organize suç örgütü lideri olmaktan yeni bir soruşturma başlatılan Sedat Peker’in "Suriye'deki Türkmenlere benim adıma gönderilen silahlar, SADAT organizasyonuyla El Nusracılara gidiyordu" iddiasına ilişkin bir yazıyı kaleme aldı.

    Kılıçarslan, "Dallas’tan Sırlar Dünyası’na ya da bir vatan nasıl satılır?" başlıklı yazısında, "Asıl, temel, en geriden sormamız gereken soru şudur: İddia edildiği gibi Türkiye, Nusra’ya silah vermiş olsa, bu kimi, niçin üzerdi?" diye sordu. 

    Yazısının devamında, "Hemen ve en başta üzülecek ilk kesim hiç şüphe yok ki Türkiye’deki etki alanlarını da Türkiye düşmanlıklarını da hiç azımsamamamız gereken Nusayri-Esedci tayfa" görüşünü savunan Kılıçarslan, şu ifadeleri kullandı:

    "Mezhebi vahşete dayalı örgütlerini “solcu-devrimci” sosuyla gizlemeye çalışan harf israfı örgütler kudururdu Nusra’ya silah vermiş olsaydık. İkinci sırayı, mezhepçi pisliğini gizleme ihtiyacı bile duymayan, Suriye›de kan içen İran›ın alacağına şüphe yok"

    "PKK-YPG-PYD terör örgütlerinin de öfkeden deliye döneceğini öngörmek zor değil" diye devam eden Kılıçarslan, yazısında şu ifadelere yer verdi:

    Kendilerine bütün dünyanın silah verdiği bu örgütlere yurtdışından yüzlerce, binlerce asker de katılıyor biliyorsunuz. O silahlarla Bayırbucak Türkmenlerini ya da gariban Sünni Arapları “bire kadar kıramıyor” olmalarının başlıca nedeninin Türkiye’nin duruşu olduğunu bilmek kuduz köpekler gibi salya akıtmalarına neden oluyor. Türkiye, hem mazlumlara hem de soydaşlara sahip çıkmaya devam ettikçe oyunları bozuluyor. Avrupa ve Amerika’ya anlattıkları “özgürlük savaşçısıyız biz” masallarını her seferinde kesintiye uğratıyoruz. Onlar kudurmasın da kim kudursun?

    "Sedat Peker’in sekizinci videosu, FETÖ’nün Türkiye'ye saldırmak için kurguladığı «MİT tırları» komplosunun birebir tekrar edilmesiyle elde edilmiş görünüyor. Öyle özensiz bir tekrar ki bu, daha önceki iftiraların üzerine yeni tek bir cümle konulmamış" görüşünü dile getiren Kılıçarslan, yazısını şu ifadelerle noktaladı: 

    • Sedat Peker’in ilk videosu yayınlandığında FETÖ’cü P.İ.Ç’lerin adamın önündeki kâğıtlarda yazan «Suriye tırları» notunu dolaşıma sokmaları, Peker›in ilk 6 videoda sergilediği «cambaza bak cambaza» performansları ve hedefini sanki Soylu, sanki Ağar, sanki Pelikan gibi göstermesi, bu son videoya bir «algısal hazırlık» yapıldığının da bir göstergesi...
    • Yine de yukarıda anlattığım meseleler benim açımdan “beklenir” meselelerdir. FETÖ’nün, PKK’nın, İran’ın, harf israfı mezhepçi-Esedci (güya sosyalist) terör örgütlerinin, Rusya ve Amerika gibi aktörlerin Sedat Peker’in iddiaları üzerinden Türkiye’ye saldırmaları; hatta bu unsurlardan birinin ya da birkaçının Sedat Peker’in bu videolarını tezgahlamış olma ihtimalleri beni hiç şaşırtmaz. Doğrusu tüm bunlar moralimi de bozmaz. Üzmez bile beni.
    • Beni üzen ve moralimi de belli oranda bozan şey bu “kötülük toplamı”nın oluşturduğu pisliğe kapılıp ülkesine ne kötülük ettiğini bilmeden basit gündelik politik nedenlerle Türkiye’ye tuzak kuranların yanında durmayı kendine yedirebilen sıradan insanların varlığı.
    • Dersimizi buradan çalışmak zorundayız. Birebirde konuşulduğunda kalbinin Türkiye için attığına hemen ikna olacağınız insanların FETÖ pisliğinin tuzağına düşmesine engel olma dersine yani.
    Etiketler:
    Suriye, Türkiye, Sedat Peker, Yeni Şafak, İsmail Kılıçarslan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın