- Sputnik Türkiye, 1920
Ukrayna krizi
Batılı ülkelerin Ukrayna'ya silah tedarik etmeye dönük hamleleri ülkede krizi tırmandırdı. Ukrayna ordusu, güçlerinin neredeyse yarısını ülkenin doğusundaki çatışma hattına yığdı. 2021'de Ukrayna'ya 650 milyon dolardan fazla askeri yardım sağlayan ABD, Kiev’e silah göndermeyi sürdürüyor.

Batı'nın 'kimyasal silah' yalanlarının yeni adresi Ukrayna: Irak nasıl işgale sürüklenmişti?

© AP PhotoSaddam Hüseyin'in heykelinin ABD askerleri tarafından yıkılışı
Saddam Hüseyin'in heykelinin ABD askerleri tarafından yıkılışı - Sputnik Türkiye, 1920, 04.04.2022
Abone olTelegram
Özel
ABD öncülüğündeki ülkeler, ‘Rusya’nın Ukrayna’da kimyasal silah kullanacağı’ iddiasını gündeme getirdi. Bu söylem, ABD ve İngiltere’nin Irak işgalini meşrulaştırmaya yönelik tasarladığı ‘kimyasal silah' yalanına devam edildiğini gösteriyor. Peki o dönemde Batı’nın dezenformasyon araçları nasıl çalıştı? Irak işgale nasıl sürüklendi?
Rusya’nın Donbass operasyonun başlamasıyla birlikte Batılı tarafların ürettiği yalan haberler ile dezenformasyon da gün geçtikçe artıyor. Operasyonun ikinci haftasından itibaren dillendirilmeye başlanan ‘Rusya, Ukrayna’da kimyasal silah kullanacak’ iddiası da bunlardan biri. İlk olarak Beyaz Saray sözcüsü Jen Psaki’nin açıklaması ile ortaya atılan iddia, ABD Başkanı Joe Biden’ın Rusya'nın kimyasal ve biyolojik silah kullanmayı düşündüğüne dair ‘net işaretler’ olduğunu öne sürmesi ile yeniden üretildi.
İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg tarafından da aralıklı olarak gündemde tutulmaya çalışılan bu iddialar, akıllara 2003 Irak işgalini getirdi.

Ukrayna’da yaşananlar ve Irak’ı işgalin önünü açan ‘kimyasal silah’ iddiası

ABD ve İngiltere, Irak'ın işgali için diğer ülkelerin desteğini alabilmek adına, dönemin Irak lideri Saddam Hüseyin'in toplu ölümlere sebebiyet verebilecek kimyasal silahlar geliştirdiği iddialarını ortaya atmıştı. Irak'ta kimyasal ve biyojik silahlar olduğu iddiası ABD ile İngiltere’nin temel argümanıydı.
Dönemin ABD Başkanı George W. Bush, “Aldığımız istihbaratlar hiçbir şüpheye yer bırakmıyor. Irak rejimi, şimdiye kadar hiç denenmemiş ölümcül bazı silahlara sahip bulunmaktadır ve yenilerini de üretmektedir" demişti. Aynı dönem İngiltere Başbakanı Tony Blair, "Irak kimyasal ve biyolojik silahlara sahiptir. Saddam bunları üretmeye devam etti ve şimdi de kullanmak niyetindedir" açıklamasında bulunarak Bush'u destekledi.

‘İddiaları araştıracağını’ söyleyen Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nün başkanının görevine ABD öncülüğünde son verildi

1997'de kimyasal silahları tespit etme ve yok etme amacıyla kurulan hükümetler arası Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü'nün (OPCW) ilk başkanı Brezilyalı diplomat Jose Bustani, ABD’nin bu iddialarına karşılık Irak'ı Kimyasal Silahlar Sözleşmesi'ne dahil ederek kitle imha silahları uzmanlarına Irak’ta denetim yaptırmak için 2002’de çalışma başlattı. Fakat George W. Bush yönetimi Bustani’nin bu girişimine itiraz etti. Brezilyalı diplomat bu itirazın nedenini Britanya Kraliyeti’nin finanse ettiği BBC’ye verdiği bir röportajda şu şekilde açıkladı:

“Amerikalılar öfkeliydi. Eğer OPCW denetçileri Irak'a girebilseydi kimyasal silah bulamayacaklardı ve işgalin gerekçesi zayıflayacaktı. Amerikalılar Irak'ı işgal etmek istiyordu ve bu denetim onların çıkarlarına ters düşüyordu."

Mart 2002’ye gelindiğinde ise Bustani’nin Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’ndeki başkanlığına ABD öncülüğünde son verildi.

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Birleşmiş Milletler’i ikna etmek için elinde bir şişe dolusu şarbon tutarak sunum yaptı

Süreç devam ederken ABD ve müttefik kuvvetleri işgali meşrulaştırmaya yönelik olarak Birleşmiş Milletler’i ikna etmeye çalışmalarına başladı. Hatta öyle ki, Körfez Savaşı'na denk gelen 1989-93 arasında ABD genelkurmay başkanı ve Irak işgaline denk gelen 2001-05 yılları arasında dışişleri bakanı olarak görev alan Colin Powell’a Baba Bush tarafından uluslararası destek toplanması misyonu verildi.
Irak’a neden saldırmaları gerektiğini anlatan Powell, 5 Şubat 2003’te BM Genel Kurulu’nda 75 dakikalık bir sunum yaptı. Powell’in iddiasını daha etkileyici kılmak için yaptığı konuşma esnasında elinde bir şişe dolusu şarbon tutması Dünya genelinde inandırıcılıktan uzak, hatta gülünç bulundu.
Daha sonra istifa ederek bir televizyon programında konuşan Powell, Irak'ı kitle imha silahları üretmekle suçladığı sunumunun, 'yaşamında bir leke olarak kalacağını' belirtti.

Irak’ta araştırma yapan Birleşmiş Milletler bölgede kimyasal silah bulamadı

Ardı arkası kesilmeyen söylemlere rağmen BM Silah Denetleme Komisyonu Başkanı Hans Blix, 14 Şubat 2003'te hazırladığı raporda, Irak'ta incelemelerde bulunulduğunu ama iddiaların aksine herhangi bir silah bulamadığını açıkladı. Böylece ABD ve İngiltere, Irak’ın işgali için BMGK'ye yeterli kanıt sunamadığına hükmedildi.

Irak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden onay çıkmamasına rağmen ABD ve müttefik kuvvetleri tarafından işgal edildi

Bu karar ABD ve İngiltere’yi durduramadı. Asılsız gerekçeleri nedeniyle planları engellenmeye çalışılan iki ülke, ‘Çok Uluslu Güç’ koalisyonunu kurarak BMGK'den onay çıkmamasına rağmen Irak’ın işgaline başladı. Komutasının ABD’de olduğu bu silahlı koalisyon, işgale en çok askeri yardım yapan Polonya, Avustralya, Güney Kore, İtalya ve Ukrayna hariç, bazı NATO üyelerinin de bulunduğu 35 farklı ülkeden oluşuyordu.
Uluslararası hukuku devre dışı bırakarak 19 Mart 2003’te hava saldırısıyla başlayan işgalin, aynı yılın 1 Mayısında Baba Bush'un yaptığı ulusa sesleniş konuşması ile işgalin resmen bittiği duyuruldu.
Firdevs Meydanı’nda bulunan Saddam Hüseyin heykelinin bir grup ABD askerleri tarafından yıkılması da Saddam rejiminin bitişinin sembolü oldu. Bağdat'ın düşmesinden sonra izini kaybettiren Saddam Hüseyin, bu olaydan 8 ay sonra doğduğu yer olan Tikrit yakınlarında bir çiftlik evinde ABD güçlerince yakalandı. Saddam Hüseyin sorgusu bittikten sonra, 30 Aralık 2006’da Kurban Bayramı'nın ilk gününde asılarak idam edilmişti.

Saddam Hüseyin’i sorgulayan CIA ajanı: Irak'ta kimyasal silah yoktu

‘Saddam Hüseyin'i ilk sorgulayan kişi’ olarak tarihte yerini alan eski CIA Ajanı John Nixon, Washington merkezli Brookings Enstitüsü’ne verdiği demeçte aslında kimyasal silah gibi kitle imha araçlarına dair bir iz bulunamadığını itiraf ederek şu şekilde konuştu:
"İki ay süren ve her defasında konunun bir şekilde kitle imha silahlarına geldiği sorgulama sonucunda Saddam ile aynı sonuca vardım; Irak'ta kimyasal silah yoktu. Irak rejiminin bir kimyasal silah programı veya nükleer programı yoktu. Aynı zamanda Saddam'ın ileride böyle bir planı da yoktu."
Kamuoyunda işgalin meşruiyetinin sağlanması için kullanılan kitle imha silahları ve nükleer tehlikesi ve hatta El Kaide bağlantısı gibi argümanların hiçbiri, işgal bittikten sonra da kanıtlanamadı.

Irak işgalinde başvurulan dezenformasyon yöntemleri Donbass operasyonunda da devam ediyor

ABD önderliğindeki Batı’nın Irak’ta başvurduğu bu yöntemleri, Donbass operasyonu çerçevesinde de oluşturmaya çalıştığını görmek mümkün. Daha operasyon başlamadan önce dezenformasyon için kollarını sıvayan ABD'li yetkililer ilk olarak; Rusya'nın ‘sahte bayrak yöntemini kullanacağı’ yönünde bir istihbarat raporuna sahip olduklarını söylemiş, daha sonradan bunun asılsız olduğu ortaya çıkmıştı.
Son olarak ise, 3 Nisan’da Batı medyası, başkent Kiev’in dışındaki Buça'da sokaklarda bulunan ceset görüntülerini yayınlayarak Rusya’yı suçladı. Halbuki Rus ordusunun tüm güçleri, 29 Mart’ta Türkiye’de gerçekleşen müzakerenin ertesi günü Buça’dan tamamen çekilmiş, aradaki 4 günlük süreçte de Ukrayna tarafı bölgeye yerleşmişti.
Buça Belediye Başkanı Anatoliy Fedoruk da onayladığı bu bilgi sonrası Ukrayna’nın Yerel Savunma Komutanı Sergey Korotkih, 1 Nisan’da bölgeden bir video paylaşarak, sadece kullanılamaz hâle gelmiş tanklar ve bomboş sokaklar olduğuna dikkat çekmişti. Ukrayna televizyonlarından da yayınlanan videoda, Buça sokaklarında cesetler olduğundan ise hiç bahsedilmemişti.

'Savaş suçlarıyla ilgili soruşturmaya önce Yugoslavya ve Irak'tan başlayın'

Bunun üzerine ABD başkanı Joe Biden son konuşmasında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ‘savaş suçlusu’ olarak yargılanması gerektiğini söyledi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise, ABD'ye savaş suçlarıyla ilgili soruşturmalara öncelikle Yugoslavya ve Irak'tan başlamalarını tavsiye etti.
NATO hava saldırılarının Kosova'nın başkenti Priştine'nin merkezini vurmasının ardından bir adam kızını yıkılan binalardan uzaklaştırıyor. - Sputnik Türkiye, 1920, 24.03.2022
GÖRÜŞ
NATO’nun Avrupa’nın göbeğini bombalamasının 23. yılı: Misket bombalı saldırılar, yüzlerce sivil ölüm
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала