21:45 16 Aralık 2017
Ankara+ 3°C
İstanbul+ 16°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'Türkiye'nin elinde hem iktisadi hem güvenlik kozları var'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 10

    Metehan Demir’e göre Türkiye’nin IKBY’deki referandumuna son günlere kadar güçlü itiraz etmemesi ikna çabasının ürünü. Referandum için “Türkiye’nin aslında bir sınavı haline gelecek” diyen Demir, Ankara’nın elinde hem iktisadi hem de bölgedeki askeri varlıktan ötürü güvenlik kozları olduğunu söyledi.

    Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) bağımsızlık referandumu bölge güçlerinin yaklaşımları eşliğinde tartışılıyor. Referandum için 25 Eylül tarihi açıklandığından bu yana tepkisini düşük tutan Türkiye’nin son birkaç günde en azından söylemini ‘sertleştirdiği’ gözleniyor. Türkiye hükümetinin referandumun gerçekleşmesi halinde sıkı ekonomik ilişkiler halinde olduğu Irak Kürt bölgesinin dünyaya açılan kapısı olarak ne yapacağı da merak konusu. Özellikle referandumun de fakto Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin eline geçmiş olan Kerkük’te düzenlenecek olmasının Ankara’nın tutumuna etkisi de öyle.

    Irak ve IKBY’deki gelişmeler ve Ankara’nın olası adımlarını gazeteci ve yazar Metehan Demir ile konuştuk.

    ‘REFERANDUMA KARŞI TÜRKİYE’NİN ELİNDEKİ KOZLAR’

    Metehan Demir’e göre, Türkiye yönetimi son günlerde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde yapılması planlanan bağımsızlık referandumu ile ilgili sertleşen tepkiler ortaya koyarken, referandumun önlenememesi halinde durum Ankara için daha sancılı olacak. Ortadoğu’da aktörlerin aralarındaki ilişkinin ‘konjonktürel bir müttefikliğe’ dayandığına dikkat çeken Demir, Türkiye’nin bağımsızlık referandumu karşısında elindeki kozlara şu sözlerle dikkat çekti:

    “Ortadoğu’da uzun zamandan beri sahada konjonktürel bir müttefiklik var. Irakla yani Bağdat yönetimi muazzam bir işbirliği var ama sonrasında bir referandum iki aktörün Türkiye ve Irak yönetimini aynı faydada buluşturdu. Bu faydaya İran’ı da dâhil edebiliriz. Birçok konuda İran ile karşı karşıya gelinmişti ama şimdi aynı çerçevede, referandumun durdurulması için birlikte hareket ediliyor. Bu ileride de bu birlikteliğin devam edeceği anlamına gelmez, başka bir noktada yine karşı karşıya gelinebilir. Burada Türkiye, Irak yönetimi üzerinden ana politikasını yürütmüyor çünkü Irak yönetimi, Barzani ve Bölgesel Yönetim tarafından pek de dikkate alınmıyor. Bugün referandumun anayasaya aykırı olduğu kararı çıktı, başka açıklamalar yapıldı fakat bunlar çok da Barzani’yi yolundan çevirebilecek açıklamalar değil. Yapılan bazı değerlendirmelere göre, Barzani aynı zamanda çok akıllı bir satranç oyuncusu ve referandum üzerinden bunun stratejik, maddi ve manevi bazı pazarlık unsurları olarak da değerlendirilebileceğini belirtiyorlar. ‘Referandumu yapmazsak, karşılığında şunları alırız’ şeklinde bir pazarlık yürüttüğü iddia edenler de var. Bu noktada Türkiye’nin özellikle bayram sonrasına dair bir oyun planı vardı ve bayram sonrasında yavaş yavaş sesler yükselmeye başladı. Çizilen net çizgilerden sonra, bu Türkiye’nin aslında bir sınavı haline gelecek çünkü burada bir güç gösterisi var. İsrail haricinde, ABD ertelenmesi yönünde bir tavır içinde, Fransa’nın tutumu burada Türkiye’ye çok yakın, İngiltere her zamanki gibi son ana kadar durumu idare etmek için genel duruma bakıyor ama burada Türkiye’nin eli daha güçlü. Türkiye’nin güvendiği noktalardan birisi de, kurulacak diplomatik ilişkilerdir. Cumhurbaşkanı Erdoğan New York’da BM Genel Kurulu’nda temaslarda bulunuyor ve orada Macron ile Trump’la yapacağı görüşmeler sonrasında, Barzani yönetimine doğrudan veya dolaylı yollarla kararını değiştirmesi için gidebilir.”

    ‘TÜRKİYE BARZANİ’NİN GÜVENLİĞİNİ SAĞLIYOR’

    Demir, Türkiye İran ile birlikte referandum karşıtı bir tavır alsa da İran’ın yaptırım tehditlerine karşın, iktisadi ilişkilerden ötürü benzeri bir adım atmamayı seçiyor. Ancak Demir, Ankara’nın elinde güçlü ekonomik kozlar tuttuğuna dikkat çekti:

    “İran’ın referandum karşıtı söylemleri ve yaptırım tehditleri Türkiye’nin masasında var ama Erbil’de de hatırı sayılır bir ekonomik Türk dominant pozisyonu var. Çok ciddi anlamda yatırımlar ve karşılıklı işbirlikleri var. Bunlar devlet kararı olursa elbette kesilebilir ama orada bir bağımsızlık kararı söz konusu olursa, o coğrafyanın nefes alabileceği üç coğrafya var; İran, Türkiye ve Merkezi Hükümet anlamında Irak. Suriye’yi de sayabiliriz burada ama Suriye çok karışık bir coğrafya olduğu için belki göreceli olarak buraya eklenebilir. Türkiye bu kozu da kullanarak, ‘Sen buraya bağımsız olursan nasıl nefes alacaksın?’ sorusunu İran ile beraber seslendirecek. Irak yönetimi Ankara’nın yanında olduğu için, bunu yüksek sesle beraber hissettirecekler. İkincisi; Türkiye Barzani’nin güvenlik anlamında da Kuzey Irak’ta aslında belli ölçülerde rahatını sağlıyor. Bölgesel Yönetim çok sıkıntılı günlerden geçti ve dört ya da beş ay önce Barzani Türkiye’ye geldi ve güvenlik ile ilgili konularda Türkiye’nin yanında durmasını istediğini dile getirdi. Barzani’nin burada elde ettiği avantajların engellenmesi önümüzdeki günlerde gündeme gelecektir ama asıl strateji ve güvenlik üzerinden Barzani üzerinde baskı kurulması planlanıyor. Güvenlik gerekçeleriyle zaman zaman Türkiye askeri tatbikat yapacaktır, Kuzey Irak’a sık sık harekât gerçekleştirecektir. Bunlar Barzani’nin rahatını bozmaya yetmez ama bunun ötesinde, asıl Türkiye’nin kafasında olan nokta şudur; eğer bu referandum Kuzey Irak’ta yapılırsa – ki bazı önemli güvenlik kaynaklarına göre bu referandumun yapılma şansı yüzde 10 ve son anda bir geri dönüş yapılacak – bundan sonrasının Barzani için daha kötü olacağıdır. Haşdi Şabi ve diğer grupların burada artmasının bir savaş çıkaracağı endişesi var. Bu savaşın önünün alınamayacağı ve Barzani’nin dimyata pirince giderken elindeki bulgurdan olması ihtimalinin olduğu belirtiliyor. Bu hususular yan yana konulduğunda, Barzani’nin kararında bir değişiklik olabilir. Geçenlerde Kuzey Irak Hükümet Sözcüsü’nün bir açıklaması oldu ve bu açıklamada daha iyi bir alternatif sunulmadığı belirtilmişti ve bu da ertelenmesini isteyenlerin elini güçlendirmişti. Referandumun erteletilmesi çağrıları daha rahat ve onurlu bir çıkış olsun diye yapılmıyor, ‘Ertele’ denilerek aslında ‘Yapma’ denilmek isteniyor.”

    ‘İRAN İLE ORTAK ASKERİ HAREKÂT ÇOK ZOR’

    Referanduma karşı İran ile ortak bir askeri harekâtın çok zor olduğuna dikkat çeken Demir’e göre askeri seçeneklerden önce Türkiye siyasi ve iktisadi baskıyı tercih edecek:

    “Irak Bölgesel Yönetimi’ndeki referanduma karşı İran ile askeri bir stratejik birlik ve operasyon ihtimali çok zor. İran ile ortak bir askeri harekâtın iç ve dış kamuoyunda algısının yürütülmesi bile çok zor. Bu sebeple bu sorun daha başka yollarla çözülecektir. Türkiye belki sınırlarını kapatacaktır, belki oraya asker yığacaktır, belki de Barzani’yi sıkıştıracak ekonomik önlemler alacaktır ama tetiğe basma, Erbil’e girme gibi ihtimallerin çok geçerli söylemler olduğunu düşünmüyorum. Türkiye güç olarak Erbil’e girebilir ama bu ihtimal dile getirilirken, daha düşünülerek söylenmesi gerekiyor. Böyle bir harekât başladığı zaman, bunun dış ve iç kamuoyu algısının da oturtularak ve anlatılarak yapılması gerekiyor. Öte yandan burada dünyanın hatırı sayılır enerji rezervi var. Bu yüzden dış algının yönetilesi de çok zor ama bu aşamaya gelmeden izlenebilecek çeşitli yollar olduğunu düşünüyorum.”

    ‘KOMŞULARIMIZ ARTIK IRAK VE SURİYE DEĞİL’

    Türkiye’nin Irak’ta Suriye’dekinden daha fazla askere sahip olduğuna ve önceliğin referandumun durdurulması olduğuna dikkat çeken Demir, tartışmalı bölgelerdeki Türkmen nüfusunun Türkiye için önemli olduğunun ve bu bölgelerde kaos çıkarma planının Türkiye’ye zarar verebileceğinin altını çizdi:

    “Erbil, Süleymaniye, Kerkük bağlamındaki görünümlerin merkez noktalarından birinde de aslında Türkmenler var. Bu konu gündeme geldiğinde, korunması gereken soydaşlar bağlamında Türkiye Türkmenleri özellikle bir köşede tutuyor. Bunun ötesinde, Türkiye artık güneydeki komşularının Irak, Suriye olmadığının farkında. Artık komşular Rusya, ABD, Almanya, İngiltere ve İsrail de bu gruba eklenmiş durumda. İran zaten doğudan etkiliyor durumu. Bu tabloya bakıldığında, ortada herkesin aynı anda hamleler yaptığı ve senin de doğru hamleleri yapmak zorunda olduğun bir satranç tahtası var. Genel olarak bakıldığında, birinci öncelik referandumun bir şekilde durdurulmasıdır çünkü bizim Irak’ta Suriye’dekinden daha fazla askerimiz var. Fırat Kalkanı Harekâtı ile Suriye’ye asker sevkiyatı başladı ama Irak’ta Başika’dan hariç beş üssümüz daha var. Erbil ve Süleymaniye’de askeri varlığımız mevcut ve bunlar bağımsızlık referandumu yapıldıktan sonra, Merkezi hükümet topraklarına karışık gruplar gelmeye başladıktan sonra oluşacak ortamda Türkiye için çok daha sıkıntılı bir durum ortaya çıkabilir. Savaşın ortasında kalan Türk askerlerinden bahsediyorum ve Türkiye bu durumda askeri pozisyon almak durumunda kalabilir. Bunlar Türkiye için daha öncelikli konular. Şu anda Kerkük’te silah sesleri duyuluyor, sokağa çıkma yasağı başladı ve bunlar Türkiye bu yolları denerken birilerinin askeri servislerinin de orada cirit attığını gösteriyor. Bahsedilen yeni komşular ekseninde söylersek, onların gizli servisleri de oradaki kendi emellerini gerçekleştirmek için iç savaş dâhil, her türlü yolu denemeye başladılar. Kerkük bize bunu işaret ediyor ve aynı şeyi Erbil ve Süleymaniye’de de görebiliriz. Bu açıdan referandumun bir an evvel durdurulması Türkiye için bu olası kaosların da önüne geçilmesi anlamına gelecek.”

    ‘IRAK SURİYE GİBİ OLURSA, TÜRKİYE ÇOK DAHA KÖTÜ ETKİLENİR’

    Irak’ın sahip olduğu petrol rezervi nedeniyle batılı devletlerin hedefinde olduğunu ve amaçlarının kaos çıkararak Irak’ı Suriye’den daha kötü duruma sokmak olduğunu ifade eden Demir, referandum konusunda çok daha dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı:

    “Irak’ta ortalığı karıştırmak isteyen gizli servislerin hedefi Irak’ı Suriye’den daha kötü duruma getirmektir. Çünkü burası iyice karıştırılırsa, buradaki petrol rezervlerinin de paylaşımı söz konusu olacak büyük Batılı aktörler için. Referandumda çıkacak oran eğer ipler elinizden kaçarsa yüzde 90’lara kadar çıkabilir ve bu bağlamda Suriye’deki kaosun Türkiye’ye ne kadar yansıdığını hep birlikte yaşayarak gördük. Bu sebeple, Irak meselesinin de bu kadar kötü olmamasını arzu ediyoruz. Öte yandan ABD’nin YPG’ye olan desteği çok konuşuluyor ve Türkiye ABD’yi ağır bir dille eleştiriyor fakat Irak’ta referandum şu anda ABD’nin çıkarına değil. Fakat anladığım kadarıyla içten içe ‘Olursa da bir bakarız’ şeklinde bir görüş olduğunu düşünüyorum. Fakat ABD şu anda çok acele etmek istemediği için, bir süre daha Türkiye’nin yanında bu referandumu ertelemek için duracaktır. Bir süre sonra bu konjonktürel müttefiklikte karşı karşıya gelip yan yana duracağımız birçok konu var. Umut edelim ki Irak’ta işler Suriye’deki gibi daha kötüye gitmesin.”

    ‘TÜRKİYE GAZA GELMEMELİ’

    Suriye ile ilgili İdlib’e karadan bir askeri operasyonun yüksek bir ihtimal olduğunu belirten Demir,  sahada her şeyin birbirine girdiğini ve Türk askerinin sahada karşısına kim çıkarsa onunla savaşacağını ifade etti: "İdlib’de yine bir hareketlilik var ve IŞİD konusunda Türkiye, birlikte hareket ettiği müttefiklerinin samimi olmadığını düşünüyor. Bu konuda ne kadar geç kalınırsa, faturası o kadar Türkiye’ye yansıdığı için, bu hareketlilik bazı şeylere işaret edebilir. Türkiye’nin orada zaten askeri birliği var ve içerideki askeri birlik sayısını arttırabilir veya yeni harekâtlar başlatabilir. Çünkü IŞİD boş bırakılan bölümlere rahatlıkla sızıp, etkisini arttırabiliyor ve arttırdığı zaman da bugüne kadar yapılmış işlerin hiçbir anlamı kalmıyor. Türkiye, girdiği topraklarda karşısına kim çıkarsa çıksın onunla karşılaşmak zorunda kalacaktır ama sahada her şey birbirine girmiş durumda. Irak’ta Türkmen Milliyetçi hareketine sahada silahlı saldırı düzenleniyor ve bu Türkiye’yi kaşımak, Türkiye’nin hassas noktalarına vurmak anlamına geliyor. Bu benzer durumlar Suriye sahasında da Türkiye’nin karşısına çıkabilir, bu sebeple çok dikkat etmek gerekiyor. Türkiye kendini ok gaza getirmeden, akıllıca bunların üstesinden gelebilecek tek ülkedir. Türkiye’nin frenleri patladığı zaman, bu tamamen diğerlerinin işine geliyor."

    İlgili konular:

    IKBY Meclis Başkanı Danışmanı: Referandumun düzenlenmesi ertesi gün bağımsızlığın ilan edileceği anlamına gelmez
    Çavuşoğlu'ndan IKBY mesajı: Referandumu durdurmak için güç kullanımı söz konusu değil
    Çeviköz: IKBY ile referandum sonrası sürecin daha iyi yönetilmesi önemli
    Başbakan Yıldırım'dan IKBY'ye tepki: Karşılığı anında görürler
    Etiketler:
    IKBY bağımsızlık referandumu, Metehan Demir, Mesud Barzani, Recep Tayyip Erdoğan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), İdlib, Irak, Suriye, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın