20:59 19 Ağustos 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Çin topraklarında bir 'Asya Baharı' yaşanmasından korkuyor, ihtiyaç duyduğu ülke Rusya'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 10

    Dr. Barış Adıbelli, ŞİÖ zirvesi ve CICA konferansını değerlendirirken Çin’in Kuşak ve Yol girişimine yönelik güvenlik tehditlerini ortadan kaldırmak için tek ihtiyaç duyduğu ülkenin Rusya olduğunu belirtti. Adıbelli’ye göre, Pekin’in en büyük korkusu ABD etiketli 'renkli devrimler' ve Arap Baharı’na benzer bir 'Asya Baharı'.

    Geçtiğimiz hafta sonunda Şanghay İşbirliği Örgütü’nün (ŞİÖ) üye ve gözlemci ülkelerinin devlet ve hükümet başkanları Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te toplandı. Yine aynı şekilde Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler (CICA) Konferansı da Tacikistan'ın başkenti Duşanbe'de gerçekleştirildi. Türkiye'yi AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın temsil ettiği Duşanbe'de liderler düzeyinde ekonomik ve güvenlik alanlarında önemli temaslar gerçekleşirken ŞİÖ zirvesinin dikkat çekici sonucu ABD'nin küresel güvenlikte önemli rol oynayan silahsızlanma anlaşmalarından çekilmesi, başta Suriye olmak üzere başka ülkelerin içişlerine müdahaleci politikalara itiraz bayrağı açılmasıydı.

    Asya’daki gelişmeleri akademisyen Doç. Dr. Barış Adıbelli ile konuştuk.

    ‘KUŞAK VE YOL’A KARŞI TEHDİTLERİ KALDIRMAK İÇİN ÇİN’İN TEK İHTİYAÇ DUYDUĞU ÜLKE RUSYA’

    Barış Adıbelli, Asya jeopolitiğinin tüm dünyada giderek belirleyici bir hal almaya başladığını dile getirirken, “Dünyanın nabzı artık Asya’da atıyor” vurgusu yaptı. Çin ve Rusya’nın Asya’da öne çıkan rolleri ve işbirliğini derinleştirmesine atıf yapan Adıbelli, özellikle Kuşak ve Yol girişimine karşı tehditleri ortadan kaldırmak için Pekin yönetiminin tek ihtiyaç duyduğu ülkenin Rusya olduğunu vurgularken, “Çin’in tarihinde hiç ihtiyacı olmadığı kadar Rusya’ya ihtiyacı var” ifadelerini kullandı:

    “Dünyanın ekseni artık Asya’ya kaydı. Bundan sonra Avrupa’yı az Asya’yı daha çok duyacağız. Gerçekten de dünyanın nabzı artık Asya’da atıyor. Bu ay boyunca Asya’daki gelişmeler dünyanın siyasetine damga vuracak. 19. zirvesi Şanghay İşbirliği Örgütü’nün. Bu zirveyi önemli kılan buradaki en önemli nokta Pakistan ile Hindistan arasındaki sıkıntı, birincisi bu, üyeler arasında problem bu. İkincisi, İran’ın tam üyelik konusu ve İran’ın ABD ile yaşadığı problem. Üçüncüsü ise gerek Rusya gerek Çin’in Amerika Birleşik Devletleri ile gelmiş oldukları son nokta. Şanghay İşbirliği Örgütü’nü daha önemli hale getirdi bu. Genele bakarsak kurum olarak Şanghay İşbirliği Örgütü daha önemli hale geldi. Ancak Şanghay İşbirliği Örgütü’nün temel amaç misyonu artık bu küresel anlamda yaşanan olaylara karşı biraz daha dar gelmeye başladı. Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi öncesi Şi Cinping’in Rusya ziyareti var. Putin ile görüşmeleri oldu, çok önemli ticari anlaşmalara imzalar atıldı. Bunlar rutin şeyler. Ancak bu ziyaret öncesi Çin medyasında da Rusya’da da genel tartışma şu. Bir güvenlik meselesi ortaya çıktı. Çin’in özellikle yeniden Avrasya coğrafyasına dönmesi adına güvenlik, özellikle askeri güvenlik. Endişeler bir kademe yükselmiş gözüküyordu. Çin o geleneksel tutumundan yavaş yavaş vazgeçmeye başladı. Neydi geleneksel tutum? Askeri işbirliğini yani teknoloji alışverişi demiyorum, bir askeri pakt mantığına uzaktı, geleneksel tutumuna göre. Çünkü Çin, bu tip ittifakların savaşa neden olduğuna inanıyordu en başından beri. Fakat Kuşak ve Yol daha çok ekonomik yatırım ağırlıklı bir proje olduğu için bunun güvenliğinin nasıl sağlanabileceği veya buna bir askeri boyut eklenip eklenmeyeceği konusunda yaşananlar ışığında Şi Cinping’in Rusya’da ziyaretinin ana gündem maddesi bu oldu. ‘Yani Şanghay İşbirliği Örgütü hatta daha üstünde yeni bir yapılanmayla Kuşak ve Yol’a karşı tehditleri nasıl ortadan kaldırabiliriz?’ Bunun için zaten Çin’in tek ihtiyaç duyduğu ülke Rusya. Zaten Çinlilerin genel özelliklerine ve tavırlarına aykırı bir şekilde Şi Cinping, Putin’e çok samimi davrandı. En iyi dostum dedi. Çinliler biraz soğuktur, mesafelidir özellikle diplomatik alanda. Buna aykırı çok ilginç şeyler yaşandı. Putin’den de aynı sıcaklık da cevap aldı. Şi Cinping, son 6 yılda Putin ile 30 defa görüştük diyor. Çin tarihinde hiç ihtiyacı olmadığı kadar şu anda Rusya’ya ihtiyacı var. Bugüne kadar birliktelerdi ama zoraki mi birlikteler diye sorduk hep, çünkü bir güvensizlik iki ülke arasında da yaşanıyor, nihayetinde ikisi de büyük güç. Tıpkı ABD’nin Rusya ve Çin ile arasında olduğu gibi Rusya ile Çin arasında da zaman zaman bir tatlı rekabet oluyordu. Ancak bu aşıldı. Cintao döneminde bu biraz daha belirgindi. Ancak Şi Cinping’de bunun şu anda aşıldığını görüyoruz. çünkü iki ülkenin de birbirine ihtiyacı var. Brzezinski ölmeden önce Amerika’ya verdiği en önemli siyaseti tavsiyesi, ‘Eğer Rusya’ya karşı hareket edecekseniz Çin’i, Çin’e karşı hareket edecekseniz Rusya’yı alın’ olmuş. Yani her iki cepheyle de savaşamazsınız, ikisinden biri yanınızda olsun dediği söyleniyor. Kissinger bunu söyledi Trump’a."

    ‘PUTİN GÜVENLİK KONUSUNU HER ZAMAN GÜNDEME GETİRDİ’

    Adıbelli, Çin’in güvenlik talebiyle ilgili daha önce gerçekleştirilmiş 18 ŞİÖ zirvesinden bu yana Rusya’nın askeri caydırıcılık ile ilgili Pekin’e önerilerde bulunduğunu anımsattırken ortaya giderek somutlaşan bir ‘kolektif güvenlik yapısı’ mefhumunun çıktığının altını çizdi. Adıbelli, ekonomik kalkınmaya odaklanmış Çin’in asıl korkusunun topraklarında Arap Baharı benzeri bir Asya Baharı’nın başlaması olduğunu söyledi:

    “Putin-Şi Cinping görüşmesinde muhtemelen görüşülen, Şanghay İşbirliği Örgütü’nde biraz daha şekillenen ama Duşanbe zirvesinde daha da somutlaşan bir çağrı var; kolektif güvenlik yapısı. Bana göre bu bir milat. Bunun bir Çin devlet başkanı tarafından yapılıyor olması önemli. Şi’yi önemli yapan şey ne? 2001’den beri takip ediyorum, bugüne kadar Şanghay İşbirliği Örgütü’nün her yılki zirvesinde temel tartışma derinleşme ve genişleme. Derinleşelim mi, genişleyelim mi, birinci tartışma bu. İkinci tartışma da Putin’in her zaman gündeme getirdiği bir konu. Bölgesel işbirliği güvenlik gibi böyle bir felsefesi olan Şanghay İşbirliği Örgütü’nü kurduk ama buna muhakkak bir askeri caydırıcılık boyutu katmamız lazım. Nasıl mücadele edeceksiniz sınır aşan suçlarla, ülkelerin kendi rızalarına ve keyfiyetine bırakırsanız, bu problem olur. Bunu sürekli her toplantıda gündeme getirdi. En azından madem askeri boyutuna karşı çıkıyoruz, bir acil müdahale gücü kuralım Şanghay İşbirliği Örgütü kapsamında. Üye ülkelere karşı olan tehditlerde bu en azından kullanılabilir. Fakat Çin buna hep karşı çıktı NATO’laşmasına, Varşova Paktı’na dönüşmesine. Hatta Rusya kendi askeri politikalarını yürütecek bununla diyerek karşı çıktı, sivil kalınmasını istedi. Ancak gelişmeler öyle değil, bugün Pakistan-Çin ekonomik koridoru var Yol ve Kuşak kapsamında. Artık burası bir terör koridoruna döndü, her gün saldırı Çinli vatandaşlara. En son Gvadar limanının bulunduğu bölgedeki bir otele yapılan saldırı, burası da Çinlilerle dolu. Pakistan’da inanılmaz derecede Çinlilere karşı terör saldırısı var, Yeni Zelanda’da oldu, Sri Lanka’da da oldu. Amerika sadece Güney Çin Denizi konusunda bir sorun var Çin için, o da o kadar değil, ondan daha büyük tehditler var. Duşanbe zirvesinde, Asya İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı’nda, biz de kurucusuyuz, orada bir şey dedi. Ortak tehdidimiz var dedi Asya ülkelerine. Niye Şanghay İşbirliği Örgütü’nde bu açıklamayı yapmadı? Şi Cinping bu ortak güvenlik yapısı ile ilgili açıklamayı Şanghay İşbirliği Örgütü’nde de yapabilirdi. Ama nerede yaptı, daha çok katılımcısı olan, üyesi olan Duşanbe’de yaptı. Türkiye’yi bir kenara bırakalım, oradaki hangi ülke Rusya ve Çin kadar Amerika ile karşı karşıya geldi, İran var, Asya ülkesi yok. Hindistan’ın arası iyi, birçok ülkenin de öyle. Dolayısıyla Çin burada sadece Güney Çin Denizi’ni katmıyor, Uygur Özerk Bölgesi var, Tibet bölgesi var, Hong Kong’da inanılmaz olaylar yaşanıyor. 4 Haziran Tiananmen öğrenci olaylarının yıldönümü. Çin’in korkusu bu Arap Baharı denen işin Asya Baharı’na dönüşüp kendi topraklarına veya yanı başındaki topraklara gelmesi. Bununla bağlantılı Şanghay İşbirliği Örgütü bir karar aldı. Üç şer kuvvet dediği  Şanghay İşbirliği Örgütü’nün temel mücadele felsefesi. Ayrılıkçılık bir, aşırıcılık iki, terörizm üçüncüsü. Bu üçüyle bir kuvvet kullanarak mücadele edeceksiniz, askeri boyut burada önem kazanıyor. Bu yıl Çin, aşırıcılıkla mücadeleyi öne çıkardı. Radikal dinsel hareketler. Bunun bir dinle fazla haşır neşir olmasını Çin istemiyor çünkü Ortadoğu’daki ilişkileri bozulur. İsimlendirmeden aşırıcılık adı altında yaptı ama orada bir kurnazlık da yaptı. Kendi ülkesinde Falun Gong var. Bunu içine ekledi, Tibet’i de ekledi, Dalai Lama’yı da ekledi. Dolayısıyla bunları aşırıcılıkla o mücadelenin içinde görüyor. Bunu öne çıkardı. Şanghay İşbirliği Örgütü’nün içinde terörle mücadele birimi var, ama çok etkin değil. ŞİÖ’nün içinde veya dışında, Asya İşbirliği örgütünün içinde veya dışında bir kolektif güvenlik yapısı diyor. bu çok önemli bir şey.”

    Putin 5 Haziran 2019'da Şi'yi Kremlin'de törenle ağırlarken
    © REUTERS / POOL
    Putin 5 Haziran 2019'da Şi'yi Kremlin'de törenle ağırlarken

    ‘ASYA ÇAPINDA SORUNLARA ORTAKLAŞA ÇÖZÜM ARAYIŞLARI’

    Asya çapında ülkelerin içlerinde ve kendi aralarındaki sorunların eksik olmadığını belirten Adıbelli, bu sorunların aşılması için yeni arayışlara dikkat çekti:

    Arap Baharı’nın Asya Baharı’na dönüşüp etrafına veya kendisine gelmemesi yani içişlerine müdahale zaten barış içinde yaşamanın beş ilkesinden biri Çin’in. Çin gibi bir ülkeye müdahale zor. Bir Tacikistan, Kırgızistan, kısmen Özbekistan bunlar denendi. Çin sadece Arap Baharı’ndan değil renkli devrimlerden de korkuyor. 2000’li yıllarda Gürcistan, Ukrayna… Kırgızistan'da Askar Akayev, yönetimi değişirken hiçbir şey yapamadı Rusya ile Çin. Rusya bunu söylüyor. Rusya’nın kolektif anlaşma örgütü var, askeri işbirliği örgütü var, bunu Şanghay’a bir kanat yapalım. Şu ara Çin bunu düşünmeye başladı. Bu 19. zirve, Rusya’nın yıllardan beri 18 zirvede hep söylediği şey buydu Putin’in. Bugün yapılsaydı, Afganistan, Özbekistan… Kırgızistan’da 2010’daki olayları Amerikan müdahalesiyle çözdüler. Şanghay İşbirliği Örgütü yine dışarıda kaldı. Keşmir var, Suriye’deki Uygur militanların tekrar dönmesi var. Bugün İran’da bir Belucistan sorunu var, Pakistan’ın da Belucistan sorunu var. Hindistan’ın durumu S-400 nedeniyle Amerika ile karşı karşıya gelmiş durumda. Putin ile Modi kucaklaştılar. O akşam bir yemek verdiler liderlere. Modi, Pakistan Başbakanı’nın elini sıkmadı. Hindistan ile Pakistan aralarındaki sorunu nasıl çözecekler, bu da önemli. Çünkü en büyük savaş tehdidi Keşmir-Pakistan-Hindistan üçgeninde dönüyor. Çin’in Hindistan ile sınır problemi var. Çin’in öbür taraftan başka sorunları da var Güney Çin Denizi dedik. Asya’da inanılmaz örgüt çokluğu var. Avrupa dediğiniz zaman Avrupa Birliği, NATO, AGİT bitti, başka bir şey yok. Ama Asya’ya baktığınızda kolektif güvenlik anlaşması var, Bağımsız Devletler Topluluğu var, Asya İşbirliği konferansı var, ŞİÖ var, ASEAN bölgesel forumu var, bizim İran ile kurduğumuz ekonomik işbirliği örgütü dediğimiz bir örgüt var, D8’i de sayarsak inanılmaz örgüt fazlalığı var. Şanghay İşbirliği Örgütü’nün kendi çatısında olmasa da ortak bir çatı şeklinde bir şey de yapabilirler. Çin, Kuşak ve Yol’a üç yıldan beri inanılmaz bir dikkatini, gücünü verdi. Avrasya coğrafyası kaldı. Son günlerde Kuşak ve Yol girişiminde sarsıntı yaşanıyor. Özelikle üye ülkelerin hayal kırıklıkları var. Çünkü Çin kredi verirken hibe yapmayacağım dedi, ben faiziyle vereceğim dedi. Verirken de finansal şeyler istiyor, parayı çarçur edemezsiniz diyor, altyapı projelerine harcayacaksınız ve Çinli şirketler yapacak o inşaat işlerini de diyor. Bu bütün ülkeleri hayal kırıklığına uğrattı. Çin tekrar bir Avrasya’ya dönüş yaptı bu son Rusya ziyareti ve ŞİÖ ile. Zira Orta Asya ve Sibirya’da enerji havzaları var ve bugün Sibirya’da bitiyor Rusya ile gelecek olan doğalgaz. Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri neden Asya’da NATO benzeri bir şey kurmadı soğuk savaş sonrası? Daha önce 50’lerde vardı, SEATO vardı, Güneydoğu Asya ülkeleri vardı NATO benzeri. Fakat beşinci maddesi yoktu NATO gibi değildi. Fakat Amerika, kurmak istemiyor böyle bir şey, adım da atmıyor. Mesela Japonya, Güney Kore, Filipinler bunlarla bireysel ilişkileri var, ikili güvenlik anlaşmaları var ama kolektif güvenlik kurmuyor. Şi Cinping’in kolektif güvelik demesi yapı demesi çok önemli. Çünkü Birleşmiş Milletler’in 51. maddesi meşru müdafaa savunmayı düzenliyor. Saldıran da ya bireysel ya da birkaç ülkeyle güvenlik konseyi meseleyi ele alana kadar siz kolektif savunmanızı yapabilirsiniz. NATO’nun temel felsefesi bu. Çin de aynı yönde çağrıda bulunarak yeni bir yapılanmadan bahsediyor. Ama bu NATO benzeri olur mu, ‘birbirimiz ölürüz’, ‘birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için’ meşru beşinci madde olur mu, bilemeyiz. Ama Çin’in bu çağrısı çok önemli. O çağrı da o gün tesadüfen yapılan bir çağrı değil. Putin-Şi Cinping zirvesinde şekillendirildi, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün zirve toplantısında basına kapalı bölümünde bu baya tartışıldı ve nihayetinde Duşanbe’de duyuruldu.”

    ‘ÇİN’İN EN ÇOK KORKTUĞU ŞEY EKONOMİ DEĞİL, ABD’DEKİ ZİHNİYET DEĞİŞİKLİĞİ’

    Çin’in ekonomik olarak ABD’den korkmadığına dikkat çeken Adıbelli, asıl endişenin ABD’deki zihniyet değişikliği olduğunu belirtti. Çinlilerde ABD’nin kendileriyle ‘normalleşmeye’ niyeti bulunmadığı görüşünün ağır bastığını anlatan Adıbelli, Putin’in ŞİÖ zirvesinde dile getirdiği ‘kuralsız kavga yürütülüyor’ ifadelerinin de hem Çin’in hem de Rusya’nın ABD’nin uluslararası taahhütlerine uyması konusuna artık hiç güvenmediklerini ortaya serdiğini vurguladı.

    “Çin çok iyi niyetli; ‘Bir şekilde barışı korur, sağlarız, uzlaşırız’. Bu nedenle Çin’e çok eleştiri var. ‘Kâğıttan komünist’ denmeye başladı, 1956’da Mao, Amerika’ya ‘kâğıttan kaplan’ demişti. Şimdi de Çin’e kâğıttan komünist diyorlar. Amerika’ya ideolojik anlamda karşı durmuyor, Çin’de büyük beklenti vardı soğuk savaştaki gibi karşı durması konusunda. Fakat Çin hep ticaretim yürüsün ülkemin refahını artırayım ve en son noktada hep uzlaşma, bütün kanalları denedi ve gördü ki Amerika Birleşik Devletleri’nin herhangi bir şekilde normalleşmeye niyeti yok. Çünkü Çin’de en çok merak edilen şuydu; ‘Acaba Trump’ın bir stratejisi, yoksa Amerika’da bir zihniyet değişikliği mi var?’ Zihniyet değişikliği yani artık Amerika bizi düşman, öteki olarak görüyor, yeni bir soğuk savaş süreci mi başlatıyor, Çin’in en çok korktuğu şey bu. Yoksa ekonomik durumlardan korkmuyor, bir şekilde hallederiz diyor. Putin çok önemli bir şey söyledi ŞİÖ zirvesinde; ‘Kavganın kuralı yok, kuralsız bir kavga yürütülüyor’ dedi. Biz de Rusya olarak artık Amerika Birleşik Devletleri, uluslararası taahhütlere uymuyoruz, biz de çekileceğiz dedi. Bu yeni silahlanma yarışı ve Çin’in en büyük endişesi. Rusya da Çin de şu konuda artık görüş birliğindeler. ‘Amerika’da bir zihniyet değişikliği var. Eskisi gibi Amerika statükoyu savunmuyor. Amerika yeni bir dönem başlatıyor ve bu yeni dönemde Rusya ve Çin’i karşısında rakip olarak görüyor. Dolayısıyla Rusya ve Çin de kendi adımını attı. Zaten Şi Cinping’in açıklamasından sonra benzer destek verici ve tamamlayıcı konuşmayı da Putin yaptı o zirvede. Bu çağrı ve mesele tamamen Rusya ve Çin’in birlikte çalışarak ortaya koyduğu bir nokta. Önümüzdeki günlerde bu daha da somutlaşacak. Kuşak Yol’dan ayrı bir proje midir bu bilemiyoruz."

    ‘TÜRKİYE’NİN KUŞAK VE YOL’DA EDİLGEN ÜLKE KONUMUNA DÜŞMESİ ÜZÜCÜ’

    Adıbelli, Türkiye’nin ise Kuşak ve Yol’da etken ülke olmak yerine, edilgen ülke konumuna düşmesinin üzücü olduğunu dile getirdi:

    “Ekonomik kriz Türkiye’yi çok sendeletti maalesef. Elimizdeki tabiri caizse kozu da kaybediyoruz. İster istemez Çin’e gideceğiz. Çin’de yeni jeopolitik dengeyi konuşsak, görüşsek iyi olurdu. Ama muhtemelen gündem maddemiz ekonomi olacak, bir kredi talebimizi var. Hep böyle atılımlarda Türkiye’nin ekonomik kriz her zaman bir engel olarak çıkıyor karşısına. 90’ların ikinci yarısında Orta Asya, Avrasya coğrafyasına açıldığında da benzer şeyler oldu. Ekonmik kriz nedeniyle akamete uğradı. Enerji piyasasında yer alamadık. Bugün gelinen noktada da Kuşak ve Yol’da etken ülke olmak yerine, edilgen ülke yardım, kredi bekleyen bir ülke konumuna düştük. Bundan çok çabuk kurtulmamız lazım. Ama yine de Cumhurbaşkanı’nın da dediği gibi jeopolitik önemimiz önemli. Kuşak ve Yol’da orta koridor adını verdiğimiz hattımızda hala tercih etmiyor Çin. Çin şu anda Rusya hattını tercih ediyor. Rusya hattında da inanılmaz bir ticari hacim ve genişleme olmuş, çok kar etmişler. Bu da Putin-Şi Cinping görüşmesinde açıklandı. Çin’in zor zamanlarında güzergahı değiştirip veya alternatif güzergah açmasını pek düşünmüyorum. Çünkü İran meselesi var, Azerbaycan-Ermenistan sorunu var, Gürcistan-Rusya sorunu var, Karadeniz sorunu var. İstikrarı ve barışı önemsiyor. Buralarda bir tehdit gözükmese de olası tehditler bile Çin’in uykularını kaçırıyor. Türkiye burada jeopolitik önemini çok iyi anlatması gerekiyor. S-400 meselesinden dolayı Amerika ile yaşadığımız problemler var. NATO ve ABD’nin baskısı var. Biz bu baskılar karşısında Çin’i yanımıza alırız, Çin’le şunu yaparız gibi bir şey Çin dış politikasına aykırı çünkü Çin hiçbir soruna taraf olmuyor. İran’ı onun için Şanghay İşbirliği Örgütü’ne alınmıyor, Amerika ile sorununu çöz öyle gel. Yoksa Şanghay İşbirliği Örgütü soruna taraf olur. Rusya, İran’ın olmasını çok istiyor ama Çin bu gerekçelerden dolayı, yani istikrarı, ticaretimizi bozmayalım diyor. ama ne yaparsa yapsın Trump yönetiminin Çin’e karşı olan görüşü değişmiyor."

    Etiketler:
    Donald Trump, ABD, Kuşak ve Yol İnisiyatifi, Şi Cinping, Vladimir Putin, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), Rusya, Çin
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın