22:48 19 Nisan 2021
Canlı Yayın

    'ABD, küresel düzeni zorluyor; Çin ve Rusya kutuplaşmayı reddedip BM sistemini ve stratejik ortaklıklarını vurguluyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 41
    Abone ol

    Gökhun Göçmen, ABD'ye karşı Çin ve Rusya'nın kutuplaşmayı reddedip BM sistem ile 'stratejik ortaklıklarını' vurguladıkları görüşünde. ABD'nin küresel düzeni dünya ekonomisinde küçülen payı yüzünden zorladığını belirten Göçmen'e göre, Pekin'de artık 'derinden gidip gücümüzü gizleyelim' motto'su yerine 'aslan kaplan çalının arkasına gizlenmez' aldı.

    ABD'de Joe Biden yönetiminin uluslararası ilişkilerde Çin ve Rusya'ya karşı keskin bir retoriği devreye sokmasıyla 'Yeni Soğuk Savaş mı başlıyor?' soruları sorulmaya başlandı. Biden'ın Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin'e karşı diplomatik teamülleri aşan 'katil' ve 'ruhsuz' söylemlerinin ardından Çin konusunda eski Başkan Donald Trump'ın açtığı ticaret savaşına 'demokrasi ve insan hakları' başlığını ekleyen Biden yönetimi, Pekin'den beklenmedik sertlikte bir tutumla karşılaştı.

    Biden yönetimi Çin'i '21'inci yüzyılın en büyük stratejik tehdidi' gördüğünü ifade etmişken, ABD ile Çin arasında Alaska'daki ilk temasta fırtınalar koptu. Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan'ın Pekin'i 'küresel düzenin normlarını ihlal etmekle' suçlamaları karşısında Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi ile Merkez Komitesi Dış İlişkiler Direktörü Yang Cieçı alttan almadı. Çinli yetkililer ABD'ye BM'yi odağına alan uluslararası hukuk sistemini ve içişlerine karışmama ilkesini anımsatırken 'ABD'nin Çin'e had bildiremeyeceğini' dile getirdiler.

    Alaska zirvesinin ardından da Çin Dışişleri Bakanı Vang, iki ülke arasındaki dostluk anlaşmasının yıl dönümünde salı günü Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'u ağırladı. İki bakan, BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi ülkenin liderlerine uluslararası sistemdeki sıkıntıları ele alacak bir zirve düzenlemesi çağrılarında bulundular.

    Gelişmeleri Çin'i yakından takip eden gazeteci- yazar Gökhun Göçmen ile konuştuk.

    ‘Biden yönetiminin aynı anda iki cephede savaş açması beklenmiyordu’

    Gökhun Göçmen’e göre, uluslararası camiada Biden yönetiminin eski yöntemlerle Rusya ve Çin arasına kama sokma, rakipler arasında öncelik sıralaması ile Soğuk Savaş'a gideceği beklentisi vardı, ancak aksi bir görüntü ortaya çıktı. Biden yönetiminin aynı anda iki farklı cephede ve aynı tonlarda savaş açmaya başladığını belirten Gökmen, bir taraftan Rusya'ya diğer taraftan da Çin'e baskıların artırıldığını dile getirdi:

    “(Çin ve Rusya dışişleri bakanlarının) ikili buluşmasının ABD ile olan zirvenin ardından gerçekleşmesi, resmi açıklamalarda buna yönelik bir adım mı sorusunu da gündeme getirdi. ABD’nin hamlelerine yönelik bir buluşma mı diye... Haklı da bir soru. Zira Biden yönetimi Rusya ve Çin’e karşı nasıl bir strateji izleyecek diye konuşuyorduk. Genelde bizim de dahil olduğumuz uluslararası camianın tamamı yeni bir soğuk savaş olacağı ve bunun aslında eski metotlarla uygulanacağı yönündeydi. Soğuk savaş döneminde olduğu gibi Rusya ve Çin arasında kama sokma, rakipler arasında bir önceliklilik sıralaması yapma ve yalnızlaştırdıkları rakipleri çeşitli zayıf karınlarından vurarak etkisiz hale gelmesi gibi bir öngörü vardı. Fakat böyle olmadı. Aynı anda iki farklı cephede ve aynı tonlarda savaş açmaya başladı Biden yönetimi. İki ülkeyi de aynı anda hedef tahtasına koydu. Biden hesap sormakla tehdit ettiği Rusya Devlet Başkanı Putin’e de aynı zamanda 'katil' dedi. Ellerinde kimi kanıtlar olduğunu ima eder şeyler var. Wagner’in başındaki kişiyle ilgili bir soruşturma yürütülüyor. Sanıyorum uluslararası kamuoyuna kendi iddialarını sıralayan birtakım deliller, belgeler sunacak gibi görünüyor. Diğer yandan askeri anlamda da gerilim büyüyor. ABD’nin önderliğindeki bir dörtlü görev gücü var, Norveç ve İngiltere’nin de içinde olduğu. Bir tatbikat düzenleyecekler. Rusya’ya karşı hem siyasi hem de askeri anlamda bir baskı görüyoruz. Ama ABD bununla sınırlı kalmıyor. Diğer taraftan da Çin’e karşı siyasi ve askeri anlamda baskı uyguluyor."

    'Çin kamuoyunda Biden'a dair beklenti iyimserdi, Rusya ile ilişkilere de özen gösterdiler'

    Göçmen, hem ABD hem de Çin kamuoyunda Biden'ın lk etapta Çin'i hedef almasının beklendiğini ancak Çin medyasında buna rağmen iyimser rüzgarlar estiğini kaydetti. Biden'ın Trump'tan daha iyi olacağı, rasyonel ve kurallara dayalı diplomasiyi ön plana çıkartacağının düşünüldüğünü söyleyen Göçmen, yine de Pekin'in ABD'nin 'stratejik rakipliği' statüsünün kaçınılmaz olarak Pekin'de Rusya ile bağları sıkı tutmayı getİrdiğini vurguladı:

    "ABD kamuoyunda olduğu gibi Çin kamuoyunda da aslında temel tespit Biden’ın bir şekilde öncelik sıralaması yapacağı ve ilk etapta Çin’i hedef alabileceği şeklindeydi. Bu ters Nixon olarak adlandırılıyor. O dönemde sınır çatışmasından sonra Çin ve Rusya arasında hemen Nixon bölgeye ziyaret düzenlemişti. Çin ile birlikte diplomatik anlamda normalleşmeler başlamıştı. Arkasından bağlantısızlar hareketi… Aslında Rusya’yı yalnızlaştıracak diplomatik girişim içerisine girmişti. Çin’de böyle bir şey tahmin ediliyordu. Biden’ın aynı anda iki ülkeye böylesine yükleneceği akıllara gelmiyordu. Ben bu anlamda bir emareye rastlamış değilim. Bir de Trump’ın aksine Çin medyasında şöyle bir tespit vardı. İyimser bir hava vardı. Çin medyasının geleneksel davranışı da bu. Biraz siyasetin etkisiyle olumlu mesaj vermek için bunu yapıyorlar. Biden için Trump’tan daha iyi olacak çünkü rasyonel, kurallara dayalı diplomasiyi ön plana çıkaracak bir lider demişlerdi. Trump döneminde de Çin, ‘Trump bir iş adamı, çıkarına bakacaktır. Dolayısıyla bu ticari anlamda Rusya ve Çin arasındaki bağların gelişmesine hizmet edecektir’ gibi Çin medyasının geleneksel tavrı olarak bunu söyleyebiliriz. Ama satır aralarında her zaman şu vardı. 2012’den beri ABD’nin listenin başına yazdığı stratejik rakibiyiz tahlili vardı. Buna ilişkin Rusya ile olan ilişkilere özel önem gösterdiler, bunun hazırlığını yaptılar.”

    'Rusya ve Çin kutuplaşmayı reddediyor ama stratejik ortaklıklarını vurguluyorlar'

    Göçmen, Alaska'da ABD’nin Çin’e ‘dünya düzenini tehdit etme', Çin'in de ABD'ye 'BM kurallarını ihlal' ithamlarının döküldüğünü belirtirken, Washington'un öncesindeki Asya ziyaretiyle tavrını serdiği görüşünde. ABD'nin Asya Pasifik NATO'su diye anılan 'Quad'ın (Dörtlü) canlandırılması için çalıştığını anımsatan Göçmen, Fransa'yı da dahil eden tatbikatlar eşliğinde bölgedeki diplomatik hareketlenmeye dikkat çekti. Göçmen, bu şartlarda Çin ile Rusya'dan bakanların buluşmasının 'yeni kutuplaşma' olarak algılandığını aktardı. Ancak Göçmen, Pekin'in kamplaşma niyeti bulunmadığını belirterek Rusya ile ilişkilerin 'stratejik ortaklık' bağlamını vurguladığını aktardı. Göçmen'e göre Çin ve Rusya, ABD tarafından zorlanan uluslararası düzenle karşı karşıya ancak bunun askeri ayağında bir adım da yok:

    “Bu son Alaska zirvesinde de siyasi baskıya hepimiz tanıklık ettik. Çin’in kurallara dayalı dünya düzenini tehdit ettiğini iddia etti. Daha sonra anlatırız 'nedir Amerika’nın kuralları' diye. Çünkü Çin de aynı zamanda şunu iddia ediyor. Asıl kuralları ihlal eden sizlersiniz. İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda zaten bir uluslararası kurumlar inşa edildi, BM nezdinde. Bu kuralları ihlal eden sizlersiniz. Sizin kurallarınız başkalarına rejim ihraç etmekten ibaret. Dolayısıyla biz sizi kurallara uymaya çağırıyoruz gibi bir siyasi atışma oldu. Bunun askeri alandaki meselesinde Asya Pasifik NATO’su olarak adlandırılan Quad’da görüyoruz. Önce Biden bir video görüşmesi gerçekleştirdi bu ülkelerin liderleriyle. Japonya, Avustralya ve Hindistan ile. Daha sonra Blinken ise savunma bakanı Güney Kore ve Japonya’yı ziyaret ettiler. Ardından Afganistan’a geçtiler. Bu ülkeler Fransa’nın katılımıyla birlikte nisan ortasında tatbikat yapacaklar. Hem Rusya hem Çin anlamında iki ülkeye de siyasi ve askeri bir atakta bulunuyor. Geçmişte gördüğümüz aslında soğuk savaştan daha farklı bir yöntem. Amerikan çevrelerini de şaşırtan bir yöntem. Hal böyle olunca Çin ve Rusya’nın buluşması şöyle algılandı. Dünya bir kamplaşmaya gidiyor. Çin ve Rusya da bir araya geldi. Onun arkasında Lavrov, Güney Kore’ye geçti. Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi de Suudi Arabistan, Türkiye, İran gibi Ortadoğu ülkelerini ziyaret edecek ve dünya bir kamplaşmaya gidiyor. Ama Çin Dışişleri Bakanlığı şunu söyledi. Sakın bu böyle anlaşılmasın, bizim bir kamplaşma niyetimiz yok. Özellikle Rusya ile kurulan ilişkilerin stratejik partnerlik bağlamında olduğu yineleniyor. 'Bir taraftan ilişkilerimizde, iş birliğimizde bir üst limit yok. Bizim gidebileceğimiz artık uzay alanı da aynı, ortak araştırma istasyonu kurma da, doların egemenliğine karşı mücadele etme meselesinde teknoloji paylaşımı vs. ama bütün bunlara rağmen biz bir ittifak kelimesini kullanmaktan ziyade biz partnerliği kullanıyoruz. Bu buluşmamızın amacı da bizim iyi komşuluk ve dostça iş birliği anlaşmasının 20. yılı münasebetiyle bir araya geldik. Tarihsel bir kavşakta bulunuyoruz. Ama burada üçüncü ve karşı bir cephesi yok bizim açımızdan' mesajlarını özellikle veriyorlar. Çin basını askeri anlamda özel bir parantez açıyor. Bu iş birliği askeri anlamda bir ittifaka gitmeyecek.”

    'Uluslararası düzen ABD tarafından zorlanıyor'

    Göçmen, Çin ve Rusya'nın tutumlarına karşın uluslararası düzenin ABD tarafından zorlandığı görüşünde. Blinken'ın bunun mesajlarını çoktan verdiğini anımsatan Göçmen, aynı temanın NATO toplantısı vesilesiyle de ortaya konulduğunu vurguladı:

    “Ama uluslararası düzen de Amerika tarafından zorlanıyor. Çünkü Amerika, Çin ve Rusya hakkında şunu söylüyor. Hayır benimle birlikte olmak zorundasınız. Rusya bu olayı okuyor. Zaten Blinken’ı okumaya bile gerek yok. Brüksel’e gitmeden önce şunu söyledi. NATO toplantısında Rusya, Çin ve İran’ı uluslararası sisteme dönük meydan okumalarını ele alacağım dedi. Bütün konuşmalara böyle başladı. Kendine yönelik soruları da böyle kabul etti. Önce Rusya’ya yanıt verdi. Sonra Çin’i gündemimize aldık dedi. Bundan önceki NATO toplantısında ilk kez Çin gündeme girmişti. Buralarda böyle bir zorlama var. Amerika’nın zorlaması, ya bizimlesiniz ya da bertaraf olacaksınız gibi bir dayatmada bulunuyor."

    ‘ABD’nin tavrında dünya ekonomisinde küçülen payı bulunuyor’

    Ancak Göçmen'e göre, ABD'nin zorlamasının sınırları var. ABD'nin eskiden üretim üssüyken, dünya ekonomisindeki payının giderek küçüldüğü bir ülke haline geldiğini belirten Göçmen, Çin'in AB'nin en büyük ticaret ortağı olarak geçen sene ABD'yi geride bıraktığını anımsattı. AB'nin Çin ile yatırım anlaşmasının hayata geçmesi konusunda Avrupa Parlamentosu'nda sıkıntılar belirirken, Göçmen'e göre bu konudaki kararı Almanya verecek. Göçmen, Almanya'nın Çin'le olan büyük ticaretine dikkat çekti:

    "Ama bunun da ben çeşitli sınırlılıkları olduğunu düşünüyorum. Hem Asya hem Avrupa’da Amerika’nın işini zorlaştıracak çeşitli noktalar var. Amerika, 1950’lerde dünyanın büyük bir üretim üssüyken, bugün dünya ekonomisindeki payı giderek küçülen bir ülke durumuna geldi. Örneğin daha 90’larda uluslararası ticaretin yüzde 90’ı aşan boyutu dolarla yapılırken bugün yüzde 46’ya indi. Amerika bu kadar istekli ve zorlayıcı davranırken bunu sübvanse edecek, karşılayabilecek ekonomik güçten mahrum. Çin ise tam aksine Amerika’nın zorladığı ülkelerin en büyük ticari ortağı haline geldi. NATO toplantısında ülkeleri zorluyor. Ama zorladığı, atak yapmasını istedikleri ülke şu anda Avrupa Birliği’nin en büyük ticari ortağı ve daha bu sene Amerika’yı geride bıraktı. Yine bu ülkeler Çin ile coğrafi işaretler anlaşması yaptı. Ticaret anlamında birçok ürün birbirinin pazarına kolaylıkla girebilecek. Bunun dışında kapsamlı yatırım anlaşması yaptı. Orada iş biraz da Merkel’de. Çünkü AB’nin taşıyıcı ana motoru Almanya, Çin ile büyük bir ticaret yapıyor. Neredeyse Alman araba endüstrisinin artık yatağı haline gelmiş bir Çin’den bahsediyoruz. Bütün bunları yeni tip koronavirüs koşullarında konuşuyoruz. Çin de burada büyüyen tek ekonomi. Türkiye’nin de adı burada geçiyor. Ama genelde uluslararası makalelerde sadece Çin’in adı veriliyor. Hem ekonomi hem teknolojide artık geri dönüşü olmayan bir yola girmiş Çin’den bahsediyoruz. Bu işin Avrupa tarafında böyle."

    '120 yıl önce İngilizlerin işgal edip sömürgeleştirdiğinde parklara 'Çinliler ve köpekler giremez' diye yazması hafızalarına kazınmış'

    Göçmen, ABD'nin giderek hegemonyasını yitiren pozisyona geçmesine karşılık Çin'in silahlı kuvvetler bağlamındaki yükselişine de atıfta bulundu. Göçmen, Pekin'in ÇKP'nin 100'üncü yılını kutlarken, 120 sene önce İngilizler tarafından aşağılandıkları işgali asla unutmadıklarını belirtirken, Deng dönemindeki 'derinden gidelim gücümüzü gizleyelim’ vurgusunun yerini de artık ‘aslan, kaplan çalının arkasına gizlenemez’ şeklindeki yaygın bir sözün aldığını aktardı:

    "Hegemonyasını kaybeden ve güç erozyonu yaşayan bir Amerika özellikle ekonomi anlamında, silahlı kuvvetler anlamında da koşan Çin var arkasından. Örneğin en büyük deniz filosuna sahip oldu, Amerika’yı geride bıraktı. Çin’de şunu vurguluyor medyada. Biz bu yıl Çin Komünist Partisi’nin 100. yılını kutluyoruz. Siz bundan 120 yıl önce İngilizler bizi işgal ettiğinde sömürgeleştirdiğinde, parklara Çinliler ve köpekler giremez diye yazdığında, bizi hasta adam ilan ettiğinizde, tıpkı Osmanlı gibi İngilizler Çin’e de hasta adam diyorlar, ÇKP 100 yaşında. 120 yıllık bir direniş durumumuz var. Biz bir daha ulus olarak aşağılanmayacağız ve bunun özgüveni içindeyiz diyen de bir Çin var. Eskiden Çinliler için Deng Şiaoping zamanında meşhur bir mottoydu, ‘Derinden gidelim gücümüzü gizleyelim’ vurgusunda bulunuyorlardı. Fakat artık dünyada güç dengeleri öyle bir noktaya geldi ki Çin’de yaygın olan bir söz türedi. ‘Aslan, kaplan çalının arkasına gizlenemez’, yani artık gücünü saklayamayacak bir boyuta gelmiş. Kendileri için de tarihsel belleklerinde de o aşağılanma yüzyılının hala bir şekilde hafızalarda taze kaldığı ve bunu bir daha yaşamamak için gerektiğinde diş gösterilebilecek bir ülke var karşımızda.”

    ‘ABD Hint-Pasifik demeye başladı, Rusya'nın da Hindistan'la iyi ilişkileri var’

    Göçmen'e göre, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un Çin'in dışında Blinken'in ardından Güney Kore'yi de ziyareti dikkate değer. ABD'nin eskiden 'Asya-Pasifik' derken şimdi 'Hint-Pasifik'i boş yere kullanmadığını belirten Göçmen, Moskova'nın da Hindistan'la eskiden gelen önemli ilişkilerine atıfta bulundu:

    “Lavrov gitti Asya’ya. İlerleyen günlerde temaslarına devam edeceğini düşünüyorum. Çin’in de bu noktada çok dile getirilmese de kimi beklentilerinin olduğu muhakkak. Özellikle Hindistan noktasında. Eskiden Asya-Pasifik’ti, şimdi Amerika Hint-Pasifik diyor. Hindistan’ı ekledi oraya. Ben Hindistan’ı da alacağım yanıma diyor. O noktada Rusya’nın etkisi oldukça büyük. Hatta bir dönem Çin basınında sınır anlaşmazlıkları olduğu dönemde şu da tartışılmıştı. Trump isterlerse ben onlara yardım edebilirim, onların arasını bulabilirim dediğinde Çin medyası şunu söylemişti. Ne münasebet, biz zaten kendi aramızda çözebiliriz. Ama üçüncü bir taraf ihtiyaç olursa, Rusya da burada duruyor. Çünkü aynı zamanda büyük bir silah satıcısı. İlişkileri eskiye dayanıyor. Bölgesel kapsamlı ekonomik ortaklık denilen dünyanın en büyük serbest ticaret bölgesini kurmuşlar. Güney Kore ve Japonya arasında Quad’a Güney Kore dahil değil ama Hint-Pasifik, Asya-Pasifik bölgesinde de ülkelerin kendi aralarında inanılmaz uyumsuzluklar var. Örneğin Güney Kore ve Japonya arasında. Tablo çok parlak görünmüyor. Fakat ABD bir taraftan zorlamaya başladı. Dünya bu noktada bir şekilde taraf seçmeye zorlanır hale geldi. Ama şunu söyledi son toplantıda. Bu böyle gitmeyecek."

    'Rusya ve Çin içişlerine karışmamaya dayalı BM sistemini vurguluyor'

    Lavrov'un Çin ziyaretinde Vang'la birlikte BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerinin liderlerine yaptıkları zirve çağrısını da değerlendiren Göçmen, burada İkinci Dünya Savaşı sonrası tesis edilmiş, ülkelerin birbirlerinin içişlerine karışmamasını ilke edinen BM sistemi ve Westfalyan modelin hala geçerli olmasının öne çıkartıldığını vurguladı. Göçmen, ABD'nin ise yeni formlar altında bu sistemi zorladığı görüşünde:

    "Tabii ki Amerika’nın adı geçmiyor o resmi ortak açıklamada. Fakat Birleşmiş Milletler temelinde uluslararası bir toplantı yapılması söyleniyor. Amerika, kurallara dayalı dünya sistemini ihlal ediyorsunuz. Çin ve Rusya’da ‘Ne münasebet kurallar ortada, kurumlar ortada, gel bunları tartışalım, hangi kurallara göre siz demokrasiyi işaret ediyorsunuz?’ diyor. BM, İkinci Dünya Savaşı sonunda temel özelliği, ülkelerin birbirlerinin iç işlerine karışmaması üzerine inşa edilen, uluslararası ilişkilerde Westfalyan model denilen bir sistemdi. Bütün bu sistem hala bugün hala varlığını koruyor kağıt üzerinde. Çin ticari anlaşmazlıklar anlamında da ‘Gelin Ticaret Örgütü’nde bu işi çözelim' diyor. Ama Amerika yepyeni formlar oluşturuyor, yeni platformlar inşa ediyor. Quad mesela, tsunami sonrasında kurulmuş bir birliktelik. Donanmaların tsunami felaketi sonrasında birbirlerine yardım etmeleri için kurulmuş bir birlik. Ama içerisinde Fransa’yı da çağırarak, hatta BAE’yi de davet ederek eski platformları yepyeni bir sopa haline dönüştürmek için zorlayan, bütün gücünü ortaya koyan bir Amerika var. Bu çekişmede Çin ve Rusya inatla bu işin bir kamplaşmaya gitmemesi yönünde adımlar atıyorlar, çağrılarda bulunuyorlar. Son toplantı kararını da bu temelde okuyorum. Bütün tarafların bir araya geldiği BM’de kuralları yeniden işaret ettiği bir toplantıyı bu anlamda okuyorum. Özellikle basın okuması yapacak olursak Çin bunun özellikle Amerika’ya ya da müttefiklerine karşı bir adım olmadığı konusunda ısrarcı. Ama perde arkasında ne kadar zorlayabilirsiniz? Kediye bile köşeye sıkıştırdığınızda müdahalede bulunacaktır. Burunlarının dibine giriyor örneğin. Rus donanmasının burnunun dibine girecek Amerika, İngiltere ile birlikte. Bu karamsar bir tablo açıkçası."

    ‘Türkiye'nin gözü ticaret açısından Çin'de, ABD karşısında manevra alanı için de Pekin iyi bir adres’

    Diğer yandan Göçmen Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi'nin Türkiye ziyaretini de değerlendirdi. İlişkilerin 50'inci yılı vesilesiyle yeni bir sayfa açılmasının arzu edildiğini belirten Göçmen, ticari ilişkilerin ve Türkiye'nin 'Kuşak ve Yol' girişimindeki yerine de dikkat çekti. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun son Orta Asya turuna atfen, Türkiye'nin yollarının kapılarının Çin'e çıktığını, Dağlık Karabağ sonrası ticaret koridorunun gündeme geldiğini vurgulayan Göçmen, Ankara'nın Çin'le ticari girişimleri kadar ABD karşısında manevra açmayı da hedefliyor olabileceği görüşünü dile getirdi. Göçmen'e göre, ABD'nin ise Çin'le mücadelede Türkiye'de gördüğü en değerli unsur Uygur diasporası:

    "İkili ilişkilerin 50. yılı vesilesiyle tarafların yeni bir sayfa açmak istediklerini biliyorum. Bu ilk gündem olacak. Özellikle ticari anlamda Türkiye’nin gittikçe artan ve tutarlı bir etkisinin olduğunu görüyorum. Türkiye hem Kuşak Yol’un orta koridorunda yer alıyor. Derine indiğimizde şunu görüyoruz. Türkiye bir taraftan Tahran, İslamabad yönetimleriyle birlikte üç ülke tren yolu inşa ediyor. Bu tren yolunun içeride Kuşak Yol ile ilişkilenmesi sürpriz olmayacaktır. Böylesine büyük bir adım atıyor. Geçen günlerde Orta Asya ziyaretleri vardı Dışişleri Bakanı’nın. Gittiği ülkelerin kapıları da Çin’e çıkıyor. Dağlık Karabağ savaşından sonra da yine bu bölgede bir ticaret koridorunun oluşturulması ve bunun Türkiye’nin lehine olması gündemde. Türkiye her anlamda gözünü biraz daha Çin’e doğru dikmeye başladı. Türkiye’nin ticaret kadar şöyle bir amacı da var. Amerika’nın karşısında bir manevra alanı yaratmak istiyor. Bunun için Çin’den daha iyi bir adres yok her anlamda. Tüm bunların hepsiyle gündeme gelecektir. Uygur meselesi var bir de. Belki Amerika’nın Türkiye açısından Çin ile mücadelede gördüğü en değerli unsur, geniş büyük bir Uygur lobisinin Türkiye’de yaşıyor olması. Amerika’daki ile Türkiye’deki Uygur lobisinin birbirine nasıl entegre edilip Çin’e karşı seferber edileceği mutlaka akıllarından geçiyordur. Bunun emarelerini de görüyoruz. Zira Amerika’daki Uygur lobisi sık sık Türkiye’ye geliyor. Hatta siyasi partilerle görüşüyor Türkiye’de. Bu da Amerika’nın istediği. Çavuşoğlu ile görüşmelerde gündeme geldi mi daha resmi açıklama gelmedi. Özellikle suçluların iadesi anlaşması kapsamında Çin ve Türkiye arasında yine bir adli iş birliği gündeme gelebilir diye bir not düşmek isterim.”

    Etiketler:
    Antony Blinken, Vang Yi, Jake Sullivan, Çin, içişlerine müdahale, Yaptırım, NATO, Birleşmiş Milletler (BM), Joe Biden, Rusya, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın