Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
GÖRÜŞ

‘Black Friday’ günleri: Ekonomik çalkantılardan kaçınma mı, ‘tüketim çılgınlığı’ mı?

© DHA Ticaret Bakanlığı'ndan 'efsane cuma' uyarısı
 Ticaret Bakanlığı'ndan 'efsane cuma' uyarısı  - Sputnik Türkiye, 1920, 03.12.2021
Abone ol
Özel
İsmi bile Türkiye’de tartışmalara sebebiyet veren ‘Black Friday’ günleri Türkiye’de nasıl işliyor? Alışveriş yapanları ‘tüketim çılgınlığına’ mı sürüklüyor yoksa ülkenin yaşadığı ekonomik çalkantılardan bir kaçış olarak mı görülüyor? Sputnik’e İktisatçı, yazar Mustafa Sönmez ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nesrin Dilbaz değerlendirdi.
ABD’de Şükran Günü’nün ardından gelen Cuma, 1952’den bu yana Noel sezonun başladığı gün olarak kabul ediliyor ve mağazalar yüzde 80’lere varan indirimler yapıyor. Amerika’da kanlı olaylara dahi sahne olan bu indirim gününün Türkiye’de uygulanmaya başlaması ise ‘isim krizini’ ortaya çıkardı. ABD’den tüm dünyaya yayılan Black Friday’ı Türkiye’de kendi dilinden birebir çeviren e-ticaret sitelerine bazı kesimler, bu günün ‘Kara Cuma’ olarak adlandırılmasının İslam dinine saygısızlık olarak ileri sürmüştü.
Hatta zamanın Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve eski milli güreşçi Hamza Yerlikaya sosyal medya hesabından "Nedir bu Kara Cuma, neden Cuma? Aydınlık bereket bayramdır Cuma, huzurdur Cuma, güneşin doğduğu en güzel gündür Cuma, neyin algısı yapılıyor bu özel günde, neyin operasyonu yapılıyor?" ifadelerini kullandı. Daha sonra Türkiye’de bu indirim günü ‘Süper Cuma’, ‘Efsane Cuma’ gibi isimlerle adlandırılmaya başlandı.

Peki, Türkiye’de bu indirim günleri nasıl işliyor?

Kasım ayında uygulanan bu indirim günleri Türkiye’de ağırlıkla e-ticaret siteleri üzerinden gerçekleşiyor. Markalar mağazalar üzerinden de indirim yapsa da hem pandemi hem de daha fazla indirim olması sebebiyle e-ticaret siteleri daha çok tercih ediliyor. Bu e-ticaret siteleri arasından da Trendyol, Hepsiburada, Amazon, N11 ve Gittigidiyor ön plana çıkıyor. Özellikle Trendyol ve Hepsiburada’nın indirim günlerini tanıtmak için uyguladıkları agresif reklam stratejileri, sosyal medya kullanıcıları tarafından oldukça eleştiriliyor.
Market alışverişlerinden elektroniğe, giyimden ev eşyalarına kadar pek çok kalemden ürünün satışının gerçekleştiği bu platformlar Türkiye’de aynı zamanda hazır yemek sektörüne de girmiş bulunmaktalar. Kasım ayında gerçekleştirilen büyük indirim günlerinin istatistiklerini yayınlayan Trendyol, platformundaki işletmelerin satışları bir önceki Kasım ayına göre 2 kat, normal günlere göre ise 6 kat arttığını kaydetti. Anlık 2.1 milyon müşterinin aktif olduğunu ve tüm Kasım ayı boyunda 1.5 milyar ziyaret gerçekleştirildiğini aktaran şirketin datalarına göre, Hızlı Market uygulamasında en çok yerli muz, patates, havuç, yarım yağlı süt ve maydanoz siparişi verildi. Trendyol, indirim kampanyalarıyla 112 bin farklı satıcının 63 milyon ürünü alıcılarla buluşturduğunu duyurdu.
Üstelik, Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) ve Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Aziz Koçal’ın Sputnik’e yaptığı açıklamaya göre, bu indirim günlerinde, alışverişin artmasından kaynaklı şikayetler de çoğalıyor.

Kuryelerden protestolar

Ancak son zamanlarda, özellikle restoranları tek platforma toplayan Yemeksepeti ve yeni uygulamasıyla Trendyol, çalıştırdıkları kuryeler tarafından pek çok kez protesto ediliyorlar. Son olarak ‘Efsane Cuma’ öncesi toplanan Trendyol’un motokurye işçileri, verilen primlerin azaltıldığını, yoğun saatlerde sipariş dayatmasına maruz kaldıklarını ve yetkililerden konuyla ilgili dönüş alamadıklarını belirterek kontak kapattı. Sendikalaşmanın önüne geçmek için kuryelerin iş kolunu değiştiren Yemeksepeti’nin kuryeleri ise, ‘Yemeksepeti İşçi Komitesi’ altında örgütlendiler.

Yapılan ‘transferler’, açılan soruşturmalar

Yüzde 86.5’i Çinli e-ticaret şirketi Alibaba’ya ait olan Trendyol’a Rekabet Kurumu, rekabeti engelleme gerekçesiyle soruşturma açılmasına karar verdi. Ancak Trendyol’un soruşturma öncesi şirketin denetlemesini yapan Rekabet Kurumu Denetim Daire Başkanı Hatice Yavuz’u ‘transfer’ etmeleri büyük tartışmalara da yol açmıştı.
Yalnızca Trendyol değil, Yemeksepeti de Ticaret Bakanlığı’nın yazdığı raporda ‘indirim yağmuru’ adı altında önce fiyatlara zam yapılıp daha sonra tüketiciye indirim yapılmış gibi sunulduğunu ifade etti.

Enflasyon artıyor, tüketici güven endeksi düşüyor

Öte yandan, Türkiye’de açıklanan son verilere göre, Kasım ayında enflasyon yüzde 3.51 arttı, yıllık bazda ise yüzde 21.31 oldu. Ancak, Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) açıkladığı veriler, TÜİK’in verileriyle uyuşmuyor. ENAG’a göre, Kasım ayında enflasyon yüzde 9.9, yıllık enflasyon ise yüzde 58.65 oranında artış gösterdi.
Yine TÜİK’in açıkladığı veriler tüketici güven endeksinin, Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 7.3 oranında azaldığına işaret ediyor. Ekim ayında 76.8 olan endeks, Kasım ayında 71.1’e düştü.
Peki yapılan ve hatta kullanıcılar tarafından ‘taciz boyutunda’ şeklinde ifade edilen reklam kampanyaları ve bu indirim günleri ‘tüketim çılgınlığını’ tetikliyor mu? Yoksa Türkiye’nin çalkantılı ekonomik durumu insanları indirimlerde alışverişe mi teşvik ediyor? İktisatçı, yazar Mustafa Sönmez ve Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz Sputnik’e değerlendirdi.

‘Genel olarak ‘mala hücum’, stoklama eğilimi var, bu enflasyon artışından kaynaklanıyor’

Sönmez, indirimli satışlara her zaman rağbet olduğunu söyleyerek “Zaten bu dönemde sadece indirimli satışlara değil, genel olarak eldeki parayı mala dönüştürme eğilimi var. İnsanlar diyelim ki un alıyorlarsa, 2-3 paket alıp stoklamaya yöneliyorlar. Çünkü fiyatlar öyle hızlı artıyor ki bir paket alıp, onu tüketip, yeniden almaya gittiğinde aynı fiyatı bulamayacağını hissediyor. Böyle bir psikoloji oluştu insanlarda. Dolayısıyla genel olarak bir ‘mala hücum’ davranışı, stoklama eğilimi var. Hele ki bu indirimliyse hayli hayli oluyor. Bu da tamamen enflasyonla ilgili. İnsanlar enflasyonun bugünden çok daha fazla artacağı duygusuna, kanısına sahip oldular. Enflasyon karşısında da önlem olarak eldeki Türk Liralarını ürüne çevirmek, stoklamak rasyonel bir davranış, beklenir bir şey” ifadelerini kullanarak, bu durumun indirimli olmayan ürünlerde talep artışından kaynaklı fiyat yükseltmesinin de önünü açacağını belirtti.

‘Fiyat artışları bazı harcamaların da öne çekilmesine sebep oluyor, sağlıklı bir davranış olduğu da söylenemez’

‘Yarın fiyatı daha fazla artacak’ psikolojisinin çok gerekli olmayan harcamaları da tetikleyebileceğinin altını çizen Sönmez “Öncelikle en çok tükettiği ve vazgeçemeyeceği, mesela bebeğiniz varsa bebek bezi alacaksınız, bunun yerine bir şey ikame edemiyorsunuz. Bu sefer de bebek bezini mümkün olduğu kadar çok stoklamak isteyeceksiniz. Bu anlaşılır bir şey. Bu bakliyatta da böyle, insanlar tüketecek. Eğer bozulmayacaksa, insanlar bunu yapacak. Tabii, bu insanların ihtiyacına göre değişiyor. Bazı harcamaları da öne çekiyorsunuz. Mesela aklınızda hiç yoktur yakın zamanda mobilya almak fakat diyorsunuz ki ‘seneye şu fiyat olacak, bak indirim de yapmışlar, şunu alalım’. Bu psikoloji harcamaları da öne çekiyor. Bu enflasyondan kaynaklanan, sağlıklı olduğu da söylenemez, bir davranış. Panik içerisinde doğru bir karar veremeyebilirsiniz. Bir de hakikaten kenarda durması gereken parayı bu şekilde de harcamış oluyorsunuz. Tabii bu insandan insana göre değişiyor. Bir kısmı da bunu yapmak yerine parayı dövize, altına çevirip bir kenarda tutuyor” diye konuştu.

‘Bunun önüne geçilebilmesi için güven sağlanmalı, bir erken seçim kararı büyük ölçüde insanları rahatlatabilir’

Bu durumun önüne geçilmesi için güvenin sağlanması gerektiğine dikkat çeken Sönmez, şu ifadeleri kullandı:
“Enflasyonun düşeceğine dair insanlarda bir inanç oluşması, bu da aslında Türkiye’nin şartlarında artık politik. Yönetim bunun ekonomik önlemini alamıyor. Ekonomik önlemini alamayınca, bir erken seçim kararı büyük ölçüde insanları rahatlatabilir. ‘Bir şeyler değişecek, en azından gelenler aklı selim kararlar verecekler’ beklentisi bu psikolojiyi dağıtmaya belki yardımcı olabilir.”

‘Önceki senelerde suni yapılan indirimler ile ilgili bir gözlem oluştu’

Prof. Dr. Dilbaz, alışveriş yapacakların önceki dönemlerde suni indirimleri gözlemledikleri için bu sene ‘çılgınlık’ düzeyinin görülmediği görüşünde:
“İndirim kampanyaları her zaman için tüketimi artırmaya yönelik olan şeyler. Aslında önceki yıllara baktığımızda, bu sene yüksek bir satış olmadı bence. Bu da insanların nerede ve ne zaman çılgınlık yapacaklarının değiştiği ile ilgili. Geçmiş yıllardan gelen, aslında indirimler var denmesine rağmen gerçek indirim yapılmadığı, bu dönemlerin öncesinde fiyatların suni olarak artırılıp daha sonra indirildiği ile ilgili bir gözlem oluştu. Bu durum insanları bu dönemde alışveriş yapmaktan uzak tutuyor bence. Bu sene için ‘çılgınlık’ düzeyinde bir alışverişin yapıldığına ben katılmıyorum.”

‘Zam gelecek, daha da pahalılanacak’ endişesiyle alışveriş yapanlar da oldu ancak panik havası olduğunu söyleyemeyiz’

Döviz kurlarındaki dalgalanmalarının tasarrufa da yöneltebileceğini ifade eden Dilbaz “Doların artışıyla birlikte insanlar belki de tasarrufa yöneldiler. Ama yine de bir kesimde ‘zam gelecek, daha da pahalılanacak’ endişesiyle alışveriş yapanlar da oldu. Genel olarak bakıldığında toplumu çılgınlığa yöneltecek bir durum bence yoktu. Özellikle kredi kartlarıyla taksit yaparak insanlar günlük ve zaruri ihtiyaçlarını da bu indirimler üzerinden sağlamaya başladılar bu sene. Tam panik var diyemeyiz aslında. Bunu Kovid zamanında yaşamıştık. Bir anda hiçbir şey bulunamayacakmış gibi geldi, o kadar çok yağmalandı ki marketler ama bizim ülkemiz hiçbir zaman gıda açısından sıkıntı yaşamadı. Kovid döneminde bile. Şimdi de doğruyu söylemek gerekirse biraz suni değer atılıyor gibi geliyor” dedi ve ekledi:

‘Yok olacak’ tarzında suni bir kriz yaratılıyor, bu da kaygılı insanları tetikliyor’

“Pahalılanabilir ama ‘yok olacak’ tarzında suni bir kriz yaratılıyor. Bu da özellikle kaygılı insanları tetikliyor. Kaygılı insanlar krizde yaşayamazlar. Kriz kaygılarını artırır, besler, kendilerini güvencede hissetmek isterler. Bu kaygan zemin kaygılı insanlar üzerinde olumsuz bir etki oluşturdu.”

‘İnsanlar gelecekleriyle ilgili kaygı yaşıyorlar, benzin zammı bilgisi geldi, kuyruklar oluştu’

Dilbaz sözlerine “İnsanlar baktığınızda gelecekle ilgili bir kaygı yaşıyor. Benzine zam geleceği bilgisi geldi, o gün benzin kuyrukları gördük. Tamam, bir depoyu uygun fiyattan aldınız, 2 hafta sonra diğer depoyu öteki fiyattan alacaksınız. Ama ‘kar, kardır’ diye düşünülüyor. İndirimin de amacı bu zaten, normal zamanda değil yüzde 50 indirim olduğunda alıyorsunuz. İnsanın beyni böyle çalışıyor. İlla stoklamak anlamında değil, kendini güvende hissetmekle alakalı” şeklinde son verdi.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала