20:45 22 Ocak 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 121
    Abone ol

    Libya’da Türkiye ve Rusya’nın öncülüğünü üstlendiği diplomatik çözüm sürecini Sputnik’e değerlendiren Afrika Koordinasyon ve Eğitim Merkezi üyesi Tuğrul Oğuzhan Yılmaz “Askeri çözüm son çare olmalı. Yapılması gereken Türkiye ve Rusya liderliğinde barış masası kurulması. Buna Mısır, Tunus ve Cezayir gibi ülkeler dahil edilmeli” dedi.

    Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in İstanbul’da gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından Libya’daki taraflara ateşkes çağrısında bulunmasıyla başlayan diplomatik çözüm arayış süreci sahada karşılık buldu. İki liderin çağrısı üzerine hem Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayez Al Sarraj hem de Libya Ulusal Ordusu lideri Halife Hafter, ateşkesi kabul ettiklerini açıkladılar ve ardından görüşme gerçekleştirmek üzere Rusya'nın başkenti Moskova'ya gittiler. Sputnik’in ulaştığı kaynaklar, Hafter ve Sarraj’ın görüşmesinin bir ateşkes anlaşması hazırlanması ve hatta imzalanmasıyla sonuçlanabileceğine işaret etti. 

    ‘Türkiye ve Rusya’nın bölgedeki konumları ve güçlenen işbirlikleri Libya’da ateşkesin önünü açtı’

    Yaklaşık dört gün gibi kısa bir sürede birbirini takip eden bu gelişmeler nasıl değerlendirilmeli? Türkiye ve Rusya’nın öncülük ettiği bu ateşkes kalıcı çözüme evrilir mi? İki ülkenin Libya’ya da yansıyan işbirliğini nasıl ele almak gerekir? Sputnik’in bu sorularını Afrika Koordinasyon ve Eğitim Merkezi (AKEM) üyesi Tuğrul Oğuzhan Yılmaz yanıtladı. 

    Türkiye ve Rusya’nın bölgede söz sahibi konumu ve iki ülkenin bölgede artan işbirliği sebebiyle Libya’daki diplomatik çözüm adımlarının şaşırtıcı olmadığına işaret eden Yılmaz “Türkiye ile Rusya’nın özellikle son zamanlarda Suriye’de yürüttüğü işbirliğinin Libya özelinde de sürdürülmesi oldukça önemli. Gerek Türkiye gerek Rusya’nın bölgede söz sahibi iki ülke olduğuna ve iki ülkenin bölgesel işbirliğinin gün geçtikçe daha da güçlü hale gelmesi, bu etkiyi olağan kılıyor. Hafter’in başlangıçta ateşkes çağrısını kabul etmeyeceği düşünülüyordu fakat Türkiye ile Rusya’nın karşılıklı olarak belirli konularda anlaşmış olması Hafter’in de geri adım atmasında oldukça etkili oldu. Aynı zamanda TBMM’den geçen Libya tezkeresi de Türkiye’nin elini güçlendirmiş durumda” dedi. 

    ‘Libya’da askeri çözüme son çare olarak bakılmalı’ 

    Yılmaz, Libya’da soruna çatışmadan olabildiğince uzak çözüm aranması gerektiğini ifade ederek “ABD ve Fransa gibi ülkelerin Libya konusundaki tutumları ülkedeki istikrarsızlığın devam etmesine yol açmakta. Öncelikle Libya’da ülke bütünlüğü ve siyasî istikrarın sağlanması zorunluluk. Türkiye’nin Libya’ya askerî kuvvet göndermesi yönündeki tartışmalara da bu yönden bakmak gerekiyor. Libya’ya gönderilecek kuvvetlerin doğrudan savaş içerisinde yer almayacağı ve Sarraj’a bağlı kuvvetleri teşkilatlandırılacağı belirtiliyor. Buna rağmen askeri girişimler diplomatik teşebbüslerle desteklenmezse ciddi sorunlar yaşanabilir. Bu konuda geçmişte Libya konusunda yapılan dış politikadaki yanlışlıklar sebebiyle bir tecrübe kazanılmış olması gerekli. Ülkedeki iç savaş eğer mümkün olursa sahada askerî anlamda değil masada diplomatik yollardan çözülmeli. Bu açıdan Türkiye’nin bölgesel işbirliğine yönelmesi ve Rusya’yla koordineli bir şekilde hareket etmesi kaçınılmaz bir hâl almış durumda. Libya’daki iç savaşta çatışmaya doğrudan taraf olmak Türkiye için en son seçenek olmalı. Kaldı ki Türkiye, Doğu Akdeniz’de İsrail-Yunanistan-GKRY (Güney Kıbrıs) ittifakına karşılık Türkiye, sahadaki askerî girişimlerini diplomatik girişimlerle güçlendirmeli” diye devam etti. 

    ‘ABD, Fransa ve İsrail, bölgede enerji kaynaklarını kontrol ısrarları sebebiyle sorunun sürmesini istiyor’ 

    ABD, Fransa ve İsrail’in bölgedeki enerji kaynaklarının kontrolü konusundaki ısrarlarının Libya’da çözümü uzaklaştırdığını ifade eden Yılmaz “Bu sebeple Libya’daki siyasi zeminin Suriye’den daha kaygan olduğunu ifade etmek zorundayız. Bilindiği üzere Libya’da 2019’un sonunda cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılması ön görülüyordu. Hatta bu doğrultuda ülkedeki sorunların çözümüne yönelik daha önce Paris, Doha ve Palermo’da çeşitli toplantılar yapıldı. Fakat Hafter’in seçimle iktidara gelmek yerine Fransa, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’ın desteğini alarak UMH’ne karşı bir darbeye girişmesi Libya’yı daha büyük sorunlara sürükledi. Bu konuda Rusya, Libya’da barışçıl çözümlere ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Türkiye’nin de temennisi tarihî anlamda oldukça kuvvetli dostluk ve kardeşlik ilişkileri tesis ettiği Libya halkının bir an önce bu iç savaştan kurtulması yönündedir. Bu doğrultuda Libya’da kalıcı çözüm için Türkiye ile Rusya’nın önderlik edeceği karşılıklı diyaloğun başlaması son derece önemli. Geçmişte yapılan hatalar tekrarlanmamalı” dedi. 

    ‘Türkiye ve Rusya liderliğinde barış masası kurulup bölge ülkeleri de dahil edilmeli’ 

    Sözlerine “Türkiye ve Rusya, Libya ile ilgili olarak kurulacak barış masasına liderlik etmeli” diye devam eden Yılmaz şunları söyledi: 

    Rusya, Türkiye’nin aleyhine yapılan ittifaklara dikkat etmeli. Zira Ankara ile Moskova arasındaki diyaloğun bozulması hedeflenmekte. Yunanistan ve GKRY’nin (Güney Kıbrıs) girişimleri yalnızca Türkiye ve Libya’ya değil Mısır, Lübnan, Suriye hatta İsrail’in çıkarlarına dahi zarar veriyor. Burada Türkiye’nin de güncel gelişmelerden ders çıkarması lazım. Bu doğrultuda Mısır’la diplomasi kapısının açılması şarttır. Rusya’nın Türkiye ile Mısır arasında kurulması zorunlu olan diyaloğa yardımcı olması Libya’daki sorunların çözümüne de ciddi anlamda katkı sağlayacaktır. Zira Libya’daki iç savaşın sona ermesi için Türkiye ile Mısır’ın lehinedir. Türkiye’nin çatışmalara doğrudan taraf olmaması gerekir. 

    Hafter ülkeyi ele geçirse de ülkedeki siyasî kriz kolay kolay sona ermez çünkü emperyalizm Libya’da siyasî istikrarsızlık istiyor. AB’ye mensup bazı ülkelerin Libya’ya yönelik ikiyüzlü yaklaşımları ve çok uluslu şirketlerin ülkedeki enerji kaynaklarını ele geçirmek istemesi de çatışmaların devamlılığına yol açıyor. Burada önemli olan çatışmayı körüklemek değil bir an evvel barış masasının kurulmasıdır. Türkiye ile Rusya’nın koordineli bir şekilde hareket ederek birbirini destekleyen hamleler yapması güncel olarak önemli gelişmelere yol açacaktır. Kaldı ki, Suriye’de ve Doğu Akdeniz’deki karşılıklı işbirliğinin Libya özelinde de kendisini göstereceği aşikâr. ABD ve AB ülkelerinin taraflı tutumları Libya’daki iç savaşın sona ermesine engel oluyor. Fakat Türkiye ile Rusya öncülüğünde Mısır, Tunus ve Cezayir gibi ülkelerin de katılım sağlayacağı bir barış masası kısa vadede olmasa da uzun vadede Libya’da iç savaşın sona ermesine ve istikrarın sağlanmasına önemli katkılar sağlayacaktır.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    Almanya Dışişleri Bakanı Maas: Kısa sürede siyasi çözüm bulunmazsa Libya ikinci Suriye olur
    Libya'da ateşkes başladı: Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu, Türkiye ve Rusya'nın ateşkes çağrısını kabul etti
    İtalya'dan Libya önerisi: Türkiye ve Rusya'nın dahil olacağı üçlü mekanizma kurulsun
    İtalya Başbakanı Conte Türkiye'ye geliyor: Gündemde Libya olacak
    Rus uzman: Moskova’daki Serrac ve Hafter görüşmesi Libya krizinin çözümünde eşik olabilir
    Etiketler:
    istikrar, Libya tezkeresi, Tezkere, askeri kuvvet, Ateşkes, Vladimir Putin, Recep Tayyip Erdoğan, Moskova, Ankara, müzakere, Fayez Al Sarraj, Halife Hafter, Türkiye-Rusya ilişkileri, işbirliği, Güney Kıbrıs, İsrail, Fransa, ABD, Tunus, Cezayir, Mısır, Suriye, Libya, Rusya, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın