Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
GÖRÜŞ

İhracatçılar anlattı: Döviz iniş çıkışları ticareti nasıl etkiledi?

© Fotoğraf : Pixabayithalat, ihracat, ticaret, ekonomi
ithalat, ihracat, ticaret, ekonomi - Sputnik Türkiye, 1920, 31.12.2021
Abone ol
Özel
Türkiye’nin yılın son aylarında yaşadığı döviz iniş çıkışları günlük hayat kadar ithalat ve ihracat yapanları da etkiledi. Sputnik, ihracat yapanlarla bu yaşanan çalkantılı dönemi konuştu. İhracatçılar kurlarda stabilitenin sağlanması gerektiğini söylerken, Ekonomist Doç. Dr. Bolgün ise ülkenin ihracat rakamlarını değerlendirdi.
Ekonominin Türkiye’de ne zaman rayına oturacağı meseleleri tartışılırken, 2021 yılındaki en büyük sınav da yine iktisadi konularda yaşandı. Enflasyonun, büyümenin ve işsizliğin gündemden düşmediği atmosferde, bir önceki sene hazırlanan ve 2021 için belirlenen tüm resmi ekonomik göstergelerin altüst olduğuna şahit olunan yıl, döviz kurunun sıkça dalgalanması nedeniyle de endişe uyandırdı. Türk lirasının döviz karşısında günden güne değer kaybetmesiyle rekorlara koşan yabancı para birimleri, yılın son çeyreğinde ciddi ve ani iniş çıkışlara sahne oldu.
Merkez Bankası’nın 21 Ocak’ta yılın ilk politika faizi kararını sabit tutmaktan yana kullanmasından bu yana, yılın ilk ayında yüzde 17 olan faiz oranı, Aralık sonu itibari ile yüzde 14’e kadar düşürüldü. Piyasaların bu karara reaksiyon göstererek hızla dengesizleşmesi ise Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Simone Kaslowski’nin aralarında bulunduğu pek çok kişi tarafından sıkça eleştirildi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin 8. cumhurbaşkanı olan Turgut Özal’ın hükümeti döneminde ithalat ve ihracatın serbest bırakılması ile yeni bir ekonomi modeline geçilmiş, ardından da ülkeye; düşük ücret, yüksek nüfus ve yüksek ihracata dayalı bir model benimseyen Çin’den ucuza mal ithalatı yapılmaya başlanmıştı. Bu bağlamda Merkez Bankası’nın kur kararlarını savunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise pek çok kez faizin sebep enflasyonun da sonuç olduğunu söyleyerek, “Faizi savunanla beraber olmam, olamam” ifadelerini kullandı.
Yıl boyu yapılan açıklamalar, geçim derdine düşen işçileri kaygılandırdığı kadar işverenleri de düşündürdü. Özellikle ihracatçıları ve ithalatçıları yakından ilgilendiren kararların alınması, ekonomiye sıklıkla yapılan müdahalelerle kontrol altında tutulmaya çalışılan döviz oynaklığı, dış ticaretten etkilenen herkesin 2021 yılında payına düşene razı olduğu bir yıl halini aldı. Zira, Merkez Bankası döviz iniş çıkışlarının yaşandığı bu yılda, kurlara 5 kere doğrudan müdahalede bulundu.
Ticaret Bakanı Mehmet Muş “Türkiye ihracatta önemli bir değişimin ve dönüşümün eşiğindedir. Uzun zamandır aşamadığımız bir seviyeyi çok şükür bu yıl aştık” sözleriyle Türkiye’nin ihracatta rekor kırdığını belirtirken, ekonominin seyri ile birlikte yıl boyu pek çok değişkene maruz kalan ihracatçılar ‘2021 serüvenlerini’ Sputnik’e anlattı, Ekonomist Doç. Dr. Evren Bolgün de yaşananları değerlendirdi.

‘Türkiye yılın ilk zamanlarında pandeminin etkisini pozitife çevirdi, her ay ihracatta rekor kırdı’

Türkiye’nin yılın başında pandeminin etkisini olumlu yöne çevirdiğini söyleyen Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “2021’in son aylarında çalkantılar yaşadık ama ondan önce pandeminin bir etkisi vardı. Türkiye bunu pozitife çevirip bu seneyi rekorlarla kapattı. Her ay rekor kırdı ve 225 milyar dolara varan bir ihracat rakamına ulaştı. Bu Türkiye için başarı. Düşündüğü hedefi 2 sene evvelden gerçekleştirmiş oldu. Ama son günlerdeki yaşadığımız bu çalkantılı, tsunamili dolar kurları ve döviz kurları dolayısıyla 2022 senesinde bunun etkilerini göreceğimizi düşünüyoruz” dedi.
Mehmet Muş - Sputnik Türkiye, 1920, 28.12.2021
EKONOMİ
Bakan Muş: Önümüzdeki hafta Cumhurbaşkanımız ihracatta ulaştığımız büyük rekoru açıklayacak

‘Şu anda ihracatçıların fiyat verememe gibi bir problemi var, en kötüsü de müşterilerin güveninin azalması oldu’

Şu anda yaşadıklarının en ‘zorlandıkları’ evre olduğunu belirten Eskinazi “İhracatçıların fiyat verememe ve krediye erişememe gibi bir problemi var. Bu iki problem dolayısıyla işin ucunda 2022 senesinde siparişlerini alamamak da var. Ayrıca en kötüsü de müşterilerin Türkiye’ye olan güvenlerinin azalması oldu. Çünkü bu malı yaptırıp yaptırmama, bulup da teslim edip edememe, firmanın ayakta kalabilmesi gibi problemleri düşünmeye başladılar. Tabii onlar da bu konuda haklılar. Çünkü ekonomik durum bazı firmalar için çok parlak değil, krediye ulaşamama durumlarından dolayı ne yapacaklarını bilemeyen çok firma var” diye konuştu.
“Bu kurlarda fiyat vermek bütün ihracatçılar için çok zor” diyen Eskinazi, yeni açıklanan kur korumalı TL vadeli mevduat sisteminin döviz kurlarında bir frenleme yapabileceğini ancak mevcut durumda stabilitenin sağlanmadığına vurgu yaptı.

‘Stabilite için Türkiye’de hukuk sistemine güven artırılmalı’

Stabilitenin sağlanması için gerekenleri de aktaran Eskinazi, şu ifadeleri kullandı:
“En önemli faktör Türkiye'nin güven ortamını sağlaması gerektiği. Hem yurtiçinde hem yurtdışında bir güven ortamı sağlanması lazım. Türkiye'deki bozulmuş olan huzur ve barış ortamının tekrar geri gelmesi lazım. En önemli şeylerden bir tanesi de hukuk sistemine güvenin artırılması lazım.”
TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan - Sputnik Türkiye, 1920, 16.07.2018
EKONOMİ
TÜRKONFED Başkanı Turan: Acilen adalete ve hukuka güvenin yeniden tesis edilmesi için adımlar atılmalı

‘2022 için umut etmek istiyoruz, gerekenler sağlandığı takdirde Türkiye’nin önü açık’

Eskinazi, 2022 için ‘umut etmek istediklerini’ belirtirterek “Söylediğimiz şeyler gerçekleştiği takdirde Türkiye'nin önü açık. Türkiye bu siparişleri alıp yapabilir. Bütün ihracatçılar da canla başla bunu hazırlar. Biz Ege İhracatçı Birlikleri olarak bir hedef koyduk önümüze. Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin de bir hedefi var; önümüzdeki sene 250 milyar dolara yaklaşan bir ihracat hedefliyor. Ama bunların hepsi hükümetin alacağı tedbirlere bağlı” dedi.
30 senedir ihracat yapan DRC Kapı ve Pencere Sistemleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi sahibi Ferhat Ciğerli, değerlendirmenin son iki seneyi kapsayacak şekilde yapılması gerektiği görüşünde. Çoğunlukla İngiltere’ye satım yaptıklarını aktaran Ciğerli, 2020 yılının pandemi kaynaklı çöküşle başladığını, Nisan ayı itibariyle ise inanılmaz bir ‘talep patlaması’ görüldüğünü aktardı.

‘2021 artan maliyetlerle başladı, bunları aynı hızda satış fiyatlarına yansıtamıyoruz’

2021 senesinin başında emtia fiyatlarının ve nakliye maliyetlerinin oldukça arttığını aktaran Ciğerli, tedarikçilerin bu sebeple hammadde alınımında zorlandığını söyledi. Aynı zamanda artan maliyetlerden ötürü çalışanlarının maaşlarını yükseltemediğini belirten Ciğerli, asgari ücretin de enflasyon karşısında eridiğini ve istihdam dar boğazı yaşadığını ifade etti.
Artan maliyetleri aynı anda satış fiyatına yansıtamadıklarına işaret eden Ciğerli, “Kapasitemizin yetmemesinden dolayı çok uzun vadeli satışlar yaptık. Yani şöyle söyleyeyim, Haziran'da sattığım malı ben ancak Ağustos’un sonunda üretiyorum. Gelen siparişi 10 hafta sonra üretiyordum. O tarihte parasını ödemiş müşterinin malını ve onun tedariğini Ağustos’ta sağlarken, Ağustos fiyatlarını ödediğim için oralarda ciddi zarar ettik. Bu süreçlerden dolayı maliyetleri satış fiyatlarına yansıtamadım. 2020’nin özellikle Nisan ayından başlayarak süre gelen emtia fiyatlarının artışı, bizi epey zor durumlarda bıraktı” dedi.

‘Maliyetimin yüzde 85’i zaten döviz üzerinden, stabil bir kurun olmaması zarar veriyor’

Döviz kurlarında yaşanan hızlı iniş çıkış dönemine kadar bu şekilde işlediğinin altını çizen Ciğerli, “Dövizin bu kadar dengesiz yükseliş ve düşüşü, bize hiç bir avantaj getirmiyor. Şu anda bir ihracatçı olarak çok ciddi kayıplar içindeyiz. Ben ürünlerimi imal ettikten bir buçuk ay sonra müşteriden parasını tahsil edebiliyorum. Biz de tedarikçilerimizle 60 günlük bir anlaşma yaptık. İhracatçı olunca herkes döviz üzerinden kazandığınız için kazancınızı lira ile çarpıyor. Halbuki benim için çok şey fark etmiyor. Maliyetimin yüzde 85’i dövizle olduğu için bana çok büyük bir avantaj getirdiği yok zaten lira olarak artışında. Ama tekrar düşüşün inanılmaz bir zararı oluyor. Stabil bir kurun olmaması zarar veriyor. 2018 yılında da benzeri durumlar oluştu. Ben zaten çok yüksek cirolu bir şirket değilim, bana kambiyo zararı zannediyorum lira bazında milyonu bulacak” diye konuştu.

‘Sonuç nasıl gelişecek bilmiyorum, böyle bir şey hiç yaşamadım’

Daha önce döviz kurlarının bu kadar çıktığı bir dönem yaşadıklarını ancak hiç bu kadar düştüğünü görmediği ifade eden Ciğerli “İhracatçı olarak 2000 senesi çok zor geçmişti, 2001 senesi de ciddi bir rahatlama senesiydi. Bu süreçte sonuç nasıl gelişecek çok merak ediyorum. Avantaj mı dezavantaj mı getirecek bilmiyorum. Çünkü ben böyle bir şey hiç yaşamadım” dedi.

‘Aniden değişen oynak döviz kurunun etkilerinin ve sonuçlarının yarattığı bir belirsizlik hakim ve ben önümü göremiyorum’

Açıklanan asgari ücretin çalışanlara biraz da olsa istek ve motivasyon getireceğini söyleyen Ciğerli, 2022’den beklentilerini şu şekilde anlattı:
“Benim açımdan işçilik maliyeti önemli çünkü İngiltere’deki bir imalatçı ile rekabet edebilmemin tek sebebi o. Dünyanın her yerinde cam ve alüminyum aynı ama biz Türkiye’de bu iş gücünü yaratmış durumdayız. O yüzden İngiltere'ye göre daha rahat imalat yapabiliyorum. Ayrıca maliyetlerin İngiltere’ye göre daha ucuz olmasının rahatlığını yaşıyoruz. Şimdi günün şartlarında bugünkü enflasyon ve yaşam faaliyetlerini göz önünde bulundurursak, istihdamı sağlayıp sağlayamama konusunda soru işaretlerim var. Yani büyümeyi başarabilecek miyim o belli değil. Ben kapasitemi yüzde 20-30 büyütmeyi planlıyordum, önümüzdeki dönem için en büyük beklentim buydu. Şu anda bunu başarabilecek miyim bilmiyorum çünkü soru işaretlerim var. Kısa sürede aniden değişen oynak döviz kurunun etkilerinin ve sonuçlarının yarattığı bir belirsizlik hakim ve ben önümü göremiyorum.”

‘Maliyetlerinize giren malın yüzde 70’i dövizle geliyorsa yükselmesi size bir avantaj getirmiyor’

Son 20 senede Türkiye’nin önemli bir ihracat potansiyeli olduğunu ifade eden Ciğerli “Bunu kabul etmek lazım ama yaratılmış ihracat potansiyeli inanılmaz boyutlarda ithalata bağlı. Bizim bir ihracatçı olarak kullandığımız bir belge var, bu belge de ithal ettiklerimizi daha sonra ihracatta kullanacağımız için devlet bizden Katma Değer Vergisi (KDV) almaz. Nakit anlamda size avantaj sağlayan bir unsur. Benim bu belgeyle ithal ettiğim mal, ihracat ciromun yüzde 1’i bile değil. Ama Türkiye’de ortalama yüzde 60’lara denk geliyormuş. En çok da bunu otomotiv kullanıyor. Türkiye’de ihracatta 170 milyar dolar gibi bir rakamdayız, bu satışların 100 milyar doları ithal maldır. Bunlar ciddi rakamlar. Bunun Türkçesi de, liranın değer kaybetmiş olması demek. Bunun ihracatçılar için çok da büyük bir anlamı yok zaten dolar ve euro üzerinden ithal ediyorsunuz. Sizin maliyetlerinize giren malın yüzde 70’i dolar ve euro ile geliyorsa zaten dövizin yükselmesi size bir avantaj getirmiyor. Harcamalarımızı da döviz üzerinden yaptığımız için lira da değer kaybettikçe bir anda maliyetler artıyor ve fakirleşmiş oluyorsunuz. Döviz artınca ‘iyisiniz, ihracatçısınız’ gibi söylemlere katılmıyorum o yüzden. Bu şekilde oynamalar altından kalkılmasını çok zorlaştıran finansal boyutlar doğuruyor” dedi.

Ekonomist Bolgün: İhracatın artmasında pek çok değişken var

Ekonomist Bolgün, ihracatın rakamsal ve miktarsal olarak arttığını belirtiyor. Ancak bunda farklı değişkenlerin olduğunu ifade eden Bolgün, “Birinci etken miktar artışıyla ilgili, ikincisi ise fiyat artışıyla ilgili. Örnek veriyorum; geçen sene 1000 adet malı 1000 dolara satıyorsunuzdur. Bu sene 1000 adet malı 1100 dolara satarsınız. İhracatınız da dolar bazında yüzde 10 artmış olur. Malınızın fiyatının artmasına sebep olan etkenler de var. Çünkü dünyada da aynı malın fiyatları artıyor olabilir. Mesela otomotiv satıyorsunuzdur, dünyadaki otomobil fiyatları bir önceki seneye göre koronavirüs nedeniyle artmıştır. Yani ihracatın artmasını, küresel anlamda o malların fiyatlarının artıyor olması da etkiler” diye konuştu.

‘Türkiye’de devam eden sorun, ithalatta da artışın olması’

Türkiye’de geçtiğimiz yıllara kıyasla ihracatın artışının görüldüğunu söyleyen Bolgün, “Türkiye’de geçen yıllara göre baktığımızda bu sene ihracatta hem miktarda hem de fiyatta bir artış yaşanmış. İhracatta haziran sonu itibariyle yüzde 31 oranında miktarsal artış varken, fiyatta da yüzde 29 artış var. En son elimizdeki Kasım 2021 verisine baktığımızda geçen seneye göre 203 milyar dolar satış olmuş. 2020 ile 2021’in Ocak ve Kasım ayları arasında kıyaslama yaparsanız, yaklaşık yüzde 34’e yakın bir artış olduğunu görürsünüz. Peki, ama nerede sorun var? Aslında hala devam eden sorun ‘ithalatta da artış’ olmasında. Yani Türkiye, Türk lirasını ‘daha değersiz hale getirip, daha ucuza mal satacağı’ argümanını son 1-2 ay içerisinde dile getirirken, bir taraftan da Türkiye, daha az mala, daha çok para ödeyerek ithalat yapıyor. Burası önemli. Yani daha ucuza daha çok mal satıyoruz. Daha ucuza satış yapmamız, rakamlara da yansıyor” dedi.
“İhracatın son ikinci çeyrek itibariyle 203 milyar dolara yükselişinin arkasında aslında bizim geçen seneye göre daha fazla miktarda mal satıyor olmamız yatıyor” diyen Bolgün, “Aslında bizim için ucuzlamış olmak, daha fazla mal satmamız ile karşılaşmamıza sebep oluyor. Çünkü dünya diyor ki ‘Türkiye çok ucuz. Ben daha fazla Türkiye’den mal alayım’ diyor ama aslında sizin malınız sadece döviz bazında daha ucuzlamış oluyor” ifadelerini kullandı.

‘İhracatla ithalat arasındaki denge hemen hemen aynı yerlerde, Kasım sonunda 203 milyar dolar ihracat, 242 milyar dolar ise ithalat yapıldı’

Bolgün, kritik noktanın ithalat sonrası yapılan üretimle ihracatın gerçekleştirildiği olduğunu söyleyerek, dış ticaret dengesine şu sözlerle dikkat çekti:
“Kabaca yarıya yakın diyelim, hatta birçok sektörde daha da fazla, yüzde 70’lerde. Ortalama olarak konuşursak yüzde 50’ye yakını ithalata konu zaten. Yani önce ithalat yapılıyor; ara mal, hammadde vs alımları yapılıyor. Daha sonra da bunlardan üretilenlerin ihracatı yapılabiliyor. Böyle baktığınızda hadiseye, ithalatta da artış olduğunu görüyorsunuz. Ocak ayından itibaren Kasım sonuna kadar 203 milyar dolar ihracat yaptık ama 242 milyar dolar da ithalat yaptık. Yani bizim dış ticaret dengesi dediğimiz, ihracatla ithalat arasındaki dengeye baktığımızda, hemen hemen aynı yerlerde olduğunu görüyoruz. İşte sorun da tam olarak bu. Çünkü Kasım ayı itibariyle biz yine 5 milyar dolar dış ticaret dengesinde açık veriyoruz. Mesela 2020’de 5 milyar 54 milyon dolar açık vermişiz, şimdi de 5 milyar 326 milyona çıkıyor. Daha fazla açık vermişiz demek ki. Dış ticaret dengesi açısından konuşacak olursak, dengemizi pozitif noktaya doğru getirecek bir şey sağlayamamışız. Cari açığı sıfırlamak gibi bir hedefle yola çıkılan noktada, dış ticaret dengesini hala sıfırlamış durumda değiliz. Bu ayrıma dikkat çekmek istiyorum. Türkiye’nin ihracat hamlesi rahmetli Turgut Özal’ın 1983’te iktidara gelmesiyle başladı. Aslında ile ondan önce ihracatımız yok. Yani kapalı ekonomideyiz. 40 yıl öncesine göre bugünkü Türk lirası en düşük seviyesinde.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала